İÇİNDEKİLER

Giriş

1… Suç

2… Suriye Rejimi Suçtan Kaçmaya çalışıyor

3… Rusya’nın Esed Rejimine Kurtuluş İpini Uzatması

4… Kimyasal Silahların hepsini İmha edildi mi?

5… Kimsenin Umurunda Değil

6… Cezasız Kalması İmkânsız Bir Katliam Suç

7… Para israfı

8… Suriye’nin Geleceği ve Kitle İmha Silahları

 


 

Giriş

 

Esed rejiminin başkent Şam’ın Doğu Guta bölgesinde düzenlediği kimyasal katliamı zamanın acısını dindiremediği katliamlardan biri olmuştur. Suriye halkı insafsızca insanları katleden canilerin bir an önce adalet önüne çıkarılması için mücadele vermektedir. Suriye rejimi, uluslararası hukuka aldırış etmeden ve bütün dünyanın gözü önünde soğukkanlılıkla Suriye’de masum insanları katletmeye devam ediyor.

Dünya, 21 Ağustos 2013 günü Suriye’de Esed rejimi tarafından sivillere düzenlenen kimyasal saldırı haberi ile sarsıldı. Esed güçleri tarafından düzenlenen kimyasal saldırı, ABD Başkanı Barak Obama’nın Esed rejimine çizdi bütün kırmızıçizgileri alt üstü etmiştir. Ayrıca ABD’nin iddia ettiği söz konusu kırmızıçizgilerin uydurulmuş bir yalan ibaret olduğu açıkça anlaşılmıştır.

 

1.                              Suç

Suriye rejimi, Şam’ın kuzey bölgesinde bunlun ‘‘Kasyün’’ dağı üzerinden Şam’ın kırsal kesimlerine aralıksız bir şekilde her gün bombalıyordu. Ancak 2013 yılının 21 Ağustos günü Esed güçleri bu kez Şam’ın Doğu Guta banliyösünü kimyasal başlıklar taşıyan füzelerle vurması sonucu belgelenmiş 1450 kişi feci bir şekilde katledilmiştir. ‘‘Zemelke’’, ‘‘Muazzemiye’’, ‘‘Kefer Batna’’, ‘‘Duma’’, ‘‘Jisrin’’ ve ‘‘Arbin’’ bölgelerinde hayatını kaybedenlerin birçoğu sivil kadın ve çocuklardan oluşmaktaydı.

 

Uluslararası ve Suriyeli kuruluşların konu hakkındaki yayınladığı roplarına göre, kimyasal başlıklı füzeler rejimin kontrolü altında bulunan   ‘‘Kasyün’’ dağından ateşlendiği yönündedir. Raporlara ‘‘Kasyün’’ dağının tepesinde Suriye Savunma Bakanlığı’na ait ‘‘bilimsel araştırma merkezi’’ bulunulmaktadır. Ayrıca raporlar en azından bir kimyasal füze saldırısının rejim ordusunun kullandığı ‘‘Mezze’’ askeri havaalanından atıldığına dikkat çekmiştir.

 

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) ise, konuyla ilgi yayınladığı raporunda ateşlenen her füze başlığının en az 55 litre Sarin gazı taşıdığını belirtirken, saldırıda kullanılan füze tiplerinin sadece Suriye ordusunda bulunduğuna dikkate çekmiştir. Böylelikle kimyasal saldırının Suriye rejimi tarafından yapıldığı da netlik kazanmıştır.

 

Human Rights Watch tarafından yayınlanan söz konusu rapor bu konuda yayınlanan birçok rapordan sadece biridir. Birleşmiş Milletler tarafından oluşturulan inceleme heyet ise, BM güvenlik Konseyine sunduğu raporunda Suriye hükümetinin Guta bölgesini geçen iki yıl içerisinde en az iki kez kimyasal saldırı gerçekleştirdiğin vurguladı.     Raporun devamında rejim ordusuna ait askeri helikopterlerin 2014 yılının Nisan ayında ‘‘Tel Minnis’’ beldesini, 2015 yılının Mart ayında da İdlip şehrini kimyasal gaz içeren silahlarla vurduğuna dair ellerinde birçok delilin bulduğunu söyledi.

 

Uluslararası inceleme heyetinin Şam’a varmasından sadece üç gün sonra Guta bölgesi rejim tarafından kimyasal silahlarla vurulmuştur. Bu da rejimin tüm uluslararası ve BM yaslarını açık bir şekilde göz ardı ettiğinin bir göstergesidir. Suriye rejimi, muhaliflerin kontrolündeki bölgelere girebilmek için bu bölgeleri kimyasal başlık taşıyan altı füzeyle vurmuştur.

 

Uluslararası Müfettiş heyeti tarafından 16 Eylül 2013 yılında yayınlanan raporda ise söz konusu katliamla ilgili hiçbir tarafı suçlamamıştır. Raporda yaşanan olayın ‘‘tehlikeli bir suç’’ olduğunu belirtmiş ve olayın faillerinin bir an önce adalet karşısına çıkarılması gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca sabahın erken saatlerinde gerçekleşen olayda kullanılan füzelerin sessiz’ ‘yüzey-yüzey’’ tipi olduğu, bu yüzden de ölü sayısının çok fazla olduğunu vurgulamıştır.

 

2.                              Suriye Rejimi Suçtan Kaçmaya çalışıyor

 

Batılı ülkeler, rejimin yaptığı kimyasal saldırı ile ilgili yaptıkları açıklamalarda, bütün şüphelerin rejimin üstünde yoğunlaşmasına neden olmuştur. Esed’in siyasi ve basın danışmanı Büseyne Şaban konuyla ilgili Suriye muhalefetini suçlamış ve gerçeklikle alakası olmayan bir hikâyeler uydurmuştur. Büseyne Şaban’ının uydurdu hikâyede, ‘‘Guta’daki katliamdan muhalifler sorumludur, muhalif guruplar Lazkiye’nin kırsal bölgelerinden kadın ve çocukları kaçırarak Guta bölgesine getirdi, onları bir noktada topladı ve onları kimyasal silahla öldürdü’’ diye konuştu. Tabi Büseyne Şaban’ının burada iddiasına göre Guta’daki feci katliamda ölenlerin Alevi bölgelerinden getirilen siviller olduğu, ancak uydurdu bu hikâye gerçekle alakası olmayan bir hikâyedir. Çünkü Lazkiye ile Guta arasında en az 400 km bulunmaktadır, eğer muhalifler Lazkiye’yeden Guta bölgesine gidecek olursa, rejim ordusunun ve Hizbullah’ın onlarca askeri kontrol noktası geçmesi gerekecektir.

 

Esed rejimi destekçisi Hristiyan rahibe İgnis Meryem Salibe konuyla ilgili yaptığı açıklama da Büseyne Şaban’ın yaptığı açıklamadan farklı değildi. Ancak bu defaki hikâyenin senaryosu farklıydı, Meryem Salibe Guta’da böyle bir katliamın yaşanmadığını, Suriye muhaliflerin uydurduğu bir yalan olduğu iddia etti. İddiasında Suriyeli muhaliflerin paylaştığı katliam görüntülerinin uydurma bir olduğunu söyledi.

 

3.                              Rusya’nın Esed Rejimine Kurtuluş İpini Uzatması

 

ABD’nin Esed rejimini vurma konusunda ciddi olduğunu anlayan Rusya, konuyu çözmek ve Suriye rejimini düştüğü çıkmazdan kurtarmak için ABD ile bir anlaşma yapmıştır. Anlaşmaya göre Suriye kimyasal silahlarımdan arınacak karışlığında da ise ABD Esed’i vurmayacak. ABD Başkanı Barak Obama Esed’in kimyasal silahlardan arındırılması ilgili yaptığı açıklamada bu girişimin olumlu bir gelişme olduğunu belirtti. Açıklamasında, Suriye rejimini işlediği suçlar sonucu böyle bir girişimin yapıldığını ve Esed rejiminin kimyasal silah kullanmasına bir son vermesini istemiştir.

 

Sonuç olarak ABD tarafı Rusya’nın Esed rejiminin kimyasal silahlardan arındırılması girişimin onaylamış ve karşılığında da ABD Esed rejimini vurmaktan vazgeçmiştir. ABD ve Rusya Dışişleri bakanları Kerry ve Lavrov ortaklaşa yaptıkları açıklamada Suriye rejiminin kimyasal silahlarını teslim etmeyi kabul ettiğini belirtmişlerdir.

 

ABD’li yetkililer Suriye rejimi ile yapılan anlaşmayı yalanlamaya çalışmıştır. Söz konu anlaşmanın hedefininim sadece rejimi kimyasal silahlarını imha etmek olduğu belirtmiştir. Öte yandan Esed rejimi tarafından yapılan açıklamada da Suriye vatandaşlarının güvenliğini sağlamak için kimyasal silahların teslim edildi iddiasında bulunmuştur. Suriye rejimi Dışişleri Bakanı Velid Muallim de, ‘‘ Suriye yönetimi Rusya tarafından gerçekleşen girişimi memnuniyetle karşılıyoruz, çünkü Rusya’ya bu konuda güveniyoruz’’ açıklamasında bulunmuştur. Sonuç olarak, Rusya’nın gerçekleştirdiği kimyasal silahlanın imha anlaşmasının ana hedefi ABD’nin Esed rejimini vurmasını önlemekti

 

4.                              Kimyasal Silahların hepsini İmha edildi mi?

 

 

Suriye rejimi kimyasal silahların imha edileceğini anlayınca bu silahların bazıların saklamak için güvenli bir yer arayışına girmiştir. Kimyasal silahların lazım olması halinde gelecekte tekrar kullanmak için bazılarını kaçırmaya çalışmıştır. Suriye rejimin bazı kimyasal füze başlıkları sakladığına dair uluslararası birçok rapor yayınlanmıştır. Bunlardan bazıları kimyasal başlıkların Hizbullah’ın Lübnan’daki askeri kamplarına götürüldüğü yönündedir. ABD istihbaratının yayınladığı raporlarda da rejimin ölümcül kimyasal gazlarını Hizbullah’ın kamplarında saklandığı ve uluslararası müfettişlerin bu konu karşısında sessiz kaldığını vurgulamıştır. Uluslararası raporlara göre Suriye rejimi 1300 ton kimyasal stokunun imha edildiğini itiraf etmiştir. Ancak uluslararası raporlara göre rejim sahip olduğu kimyasal silahların sadece yüzde 75’ini teslim ettiği vurgulanmaktadır.

 

Uluslararası istihbarat ajansları ve bazı analizcilere göre Esed kimyasal silahlarını gizli stoklarda sakladı. Esed bu saklamış olduğu silahları daha sonra gelecekte Suriye halkına karşı kullanmak için Hizbullah’ın kamplarına taşımıştır.

 

Suriye rejiminin kimyasal silahları uluslararası müfettişlere teslim ettikten sonra, ABD Dışişleri bakanlığı Suriye’deki kimyasal silahların imha edildiğini açıklamıştır. Bu bağlamda, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Thomas Countryman yaptığı açıklamada, ‘‘Önemli olan, bu denli tehlikeli kimyasal silahların bir diktatörün elinde olmamasıdır’’ ifadesini kullanmıştır.

 

5.                              Kimsenin Umurunda Değil

Uluslararası toplumun ve ABD’nin Esed’e karşı gevşek siyaset izlemesi ve işlediği suçlara sessiz kalması sonucunda Suriye rejimi bu gibi katliamlar yapmıştır.

 

ABD ve Avrupa’nın Esed rejiminin 2013 yılının Ağustos ayında yaptığı kimyasal saldırıya umursamaz tepkiler göstermeleri Esed’in Suriye halkını defalarca kimyasal silahla vurmasına neden olmuştur. İran destekli Esed’in bu denli büyük bir insanlık suçunu işlemesinin sebebi ABD’nin yeşil ışık yakmasıdır. Bu yüzden ABD Esed’in Suriye halkına karşı kimyasal silah kullanmasından şaşkınlık duymamıştır.

 

ABD yönetimi Esed rejimine defalarca tehdit etmiştir. 2012 yılının Kasım ayında ABD Başkanı Barak Obama yaptığı açıklamada, ‘‘ABD Suriye rejiminin kimyasal silah kullanmasına kayıtsız kalmayacaktır’’ ifadesini kullanmıştır. Bu açıklamadan sonra muhaliflerin ilerleyişini durdurmak için Suriye rejimi arka arkaya birçok kimyasal saldırı gerçekleştirmiştir. 23 Temmuz 2012 yılında dönemin Suriye Dışişleri sözcüsü olan Cihat Maktisi yaptığı açıklamada, ‘‘ Kimyasal silahı sadece dış tehditlere karşı kullanılacaktır’’ ifadesini kullanması, rejimin elindeki kimyasal silah stokunun varlığını ortaya çıkaran ilk resmi itiraf olmuştur.

 

Suriye rejimi 2013 yılının Ağustos ayında yaptığı saldırıdan önce Şam’ın kırsalındaki muhalif bölgelere birçok kimyasal saldırı düzenlemiştir. ‘‘Suriye İnsan Hakları’’ ağının yayınladığı rapora göre rejim güçleri 33 kimyasal saldırı gerçekleştirmiştir. Bunların 27 tanesi 2013 yılandan önce ve bütün dünyanın gözleri önünde geçekleşmiştir.

 

Suriye rejimi Guta bölgesine yaptığı kimyasal saldırıdan sonra hiçbir tepki görmemiş ve Suriye halkını vahşi bir biçimde öldürmeye devam etmiştir. Saldırılarında her türlü ağır ve yasaklanmış silahları kullanmıştır. Ayrıca birçok saldırıda da zehirli klor gazı kullanmıştır. Washington Post gazetesi konuyla ilgili ‘‘Obama kimyasal silah konusunda Esed’e yeşil ışık yaktı’’ ifadesini kullanmıştır.

 

Hem kanuni hem de insani açıdan, ABD’nin kimyasal saldırı yaklaşımı tam bir skandaldı niteliğinde olmuştur. Suriyeli muhaliflerin ağır silah ulaşmasını önlemesi sonucu, Suriye halkı için yıkıcı sonuçlara yol açmıştır.

 

6.                              Cezasız Kalması İmkânsız Bir Katliam Suç

 

Uluslararası insancıl hukuk göre Suriye rejiminin Suriye halkına karşı işlediği suçlara kayıtsız kalınması imkânsızdır. Bu yüzden de Suriye halkı uluslararası topumdan 2011 yılından bu yana yarım milyon Suriyeli sivili vahşice katleden ve milyonlarcasını da göç etmeye zorlayan canilerin adalet karşısına çıkarılmasını talep etmiştir. Esed rejimi Suriye’deki olayların başından bu yana Suriye halkını kimyasal silahlar ve varil bombaları vurdu, bazı Suriye beldelerini ve semtlerini Suriye haritasından silmiştir.

 

BM Uluslararası Güvenlik Meclisi’nin 2015 yılında aldığı 2209 kararına göre Suriye rejiminin kimyasal silah kullanması, üretmesi, depolaması, geliştirmesi veya başka bir ülkeye taşıması yasaklanmıştır. Suriye rejiminin söz konusu karara uymadığı takdirde BM’nin yedinci maddesi çerçevesinde güç kullanmakla tehdit etmiştir. Ancak Esed rejimi vurdumduymaz tavırlarına devam etmiş ve gözünü kırpmadan kimyasal silahları tekrar tekrar kullanmıştır.

‘‘Suriye İnsan Hakları’’ ağının raporuna göre, BM Güvenlik Konisinin 27 Eylül’de Suriye rejimi ile ilgili aldığı 2118 karardan sonra rejim güçleri 139 kimyasal saldırı gerçekleştirmiştir. Ayrıca Suriye devriminin başlamasından bu yana 33 kimyasal saldırıyı da belgelendirmiştir. Kimyasal klor gazın kullanılması, uluslararası 2118 ve 2209 maddelerine ve rejimin 14 Eylül 2013 yılında imzaladığı anlaşmaya göre yasaklanmıştır.

 

Bütün deliler Esed rejiminin 2118, 2209 ve 2235 numaralı kararları çiğneyerek Suriye halkına karşı defalarca kimyasal silah kullanmıştır. Rusya ise rejimin bu ihlalleri karşısında verdiği sözü tutmamıştır. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin beşinci maddesine göre, soykırım, insanlık suçları ve savaş suçları nerede ve ne zaman yaşanırsa yaşansın, suçu işleyen kim olursa olsun, karşılıksız ve cezasız kalması imkânsız bir suçtur. 29. Maddesine göre de, ‘‘Mahkemenin yargı yetkisi içine giren suçlar, herhangi bir yasa sınırlı aşmasına tabi değildir’’. Ayrıca Uluslararası hukuk anlaşmalarına göre, suç işleyenler hangi ülkenin vatandaşı olursa olsunlar ve nerede suç işlerlerse işlesinler mutlaka cezasız kalmayacaktırlar.

 

7.                              Para israfı

Suriye rejimi Baba Esed ve oğlunun döneminde İsrail ile savaşma bahanesiyle Suriye ekonomisini çok yıpratmıştır. Ama daha sonra depolanan bütün silah stokunu kendini Suriye halkından korumak ve iktidarda kalmak için yaptığı anlaşılmıştır.  Ayrıca kimyasal ve biyolojik silahları da İsrail ile savaşmak için değil halkını katletmek için üretmiştir.

 

Yarım asırdan bu yana Esed rejimi Suriye bütçesinin yüzde yetmişini(%70) savunmaya harcamıştır. Plastik füzeler, stratejik silahlar askeri mühimmata ve kimyasal silahlara harcanan bütçeden Suriye halkının haberi bile olmamıştır. Bunun yanında Suriye ekonomisinin bir Kısımı da Esed ailesine yakın önemli isimlere arasında paylaşılmıştır.  Suriye vatandaşının gelir ortalaması ise iç savaş yaşayan Lübnan vatandaşının gelirinden daha düşüktü.  Suriye rejimi 2011 yılından yıldan bu yana 18 milyar dolar yedek bütçeyi Suriye halkını öldürme amaçlı kullanmıştır. Ayrıca bu katliamlarında rejimin müttefikleri de büyük bir rol oynamıştır.

 

Suriye rejimini ayakta tutan yıllardır kurmuş olduğu istihbarat ve diktatörlük sistemi olmuştur. Suriye rejimine uygulanan yaptırımlara rağmen onu ömrünü uzatan faktör Libya’daki Kaddafi ve Yemen’deki Ali Abdullah Salih örneklerinde de olduğu gibi baskıcı ve totaliter rejimi olmuştur. Suriye rejimi büyük paralar harcadığı kimyasal stoklarından bir koltuk için vazgeçmiştir. Esed şahsi çıkarı için büyük borç altına girmiştir.

 

Suriye rejimi kimyasal stokunu teslim ettiğini iddia etmesine rağmen Suriye halkına karşı kimyasal silah kullanmaya devam etmektedir. ‘‘Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütünün’’ geçtiğimiz Ağustos ayında, BM Güvenlik Meclisi’ne sunduğu raporda, ‘‘Klor gazı maddesine benzeye kimyasal bir maddenin Suriye savaşında kullanılmaktadır’’ ifadesini kullanmıştır. Raporda ayrıca Kimyasal silah ve klor gazının Esed rejimi tarafından kullanıldığını belirtirken, uluslararası toplumun sorumluları adalet karşına çıkarması için müdahale etmesi gerektiğini vurguladı. Ancak Suriye halkı uluslararası toplumun Esed rejimine karşı tutumundan çok endişe duymaktadır.

 

Fransa ve İngiltere Suriye rejimine yaptırım uygulanması için Güvenlik Meclisine baskısı, Rusya’nın rejimi arka çıkması nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Güvenlik Meclisinin Suriye ile ilgili son oturumunda Rusya, ‘‘ Şüphesizi ki bir silah dumanı var, ancak silahın üzerinde parmak izi yok, buda demektir ki ortada bir zanlı yok o yüzden kimseye yaptırım uygulanmaz’’ açıklamasını yapmıştır.

BM Güvenlik Meclisi bugünlerde, Kanuni ve ahlaki testten geçmektedir. Kimyasal saldırıları inceleme uluslararası inceleme komisyonun sunduğu raporda dokuz saldırı yapıldığı vurgulanmıştır. Bu saldırıların üçü Esed rejimi tarafından birisi de DAEŞ örgütü tarafından gerçekleşti açıklanmıştır. BM Güvenlik Meclisi’nin bu konuda herhangi bir karar almamıştır. Ancak görünüşe göre Rusya Esed rejimini bir kez daha kurtaracak gibi görünüyor. Rusya ve BM daimi üyeleri yasaklanmış kitle imha silahlarının kullanılmasını meşrulaştırıyor mu?

 

8.                              Suriye’nin Geleceği ve Kitle İmha Silahları

 

Kimyasal silah devleti ve milleti korumak için değil rejim ve yönetimi korumak için: kullanılmıştır. Bu noktada, kafaları karıştıran soru ise Suriye gelecekte böyle kimyasal silahlara ihtiyaç duyacak mıdır?

 

Kimyasal, Biyolojik ve nükleer silahların varoluşsal tehditler caydırıcılığı sağlamak için kullanıldığı zannedilmekteydi. Anca söz konusu silahlar Esed rejimi açısından düşmana karşı değil Suriye halkına karşı kullanılan caydırıcı silah olmuştur. Bundan yola çıkarak, insanlığın varlığını tehdit eden bölgede ve dünyadaki kimyasal silahlarının imha edilmesi gerekmektedir.

 

Suriye rejimi ve diğer suçluların adalet karşısında hesap vermesi sadece Suriye halkı açısından değil, bütün insanlık açısından çok önemli bir konudur. Çünkü bu gibi insanlık suçları asla unutulmaz ve adalet yerini buluncaya kadar da, insanlığın anlına sürülmüş kara bir nokta olarak kalacaktır.