İÇİNDEKİLER

Giriş

1… Başlaması

2… Bilinen ve Bilinmeyen Amaçlar

3… Zamanlaması

4… Uluslararası Tepkiler

5… Bölgesel ve Yerel Tepkiler

6… Senaryolar

Sonuç: Yapılması Gerekenler

 


 

Giriş

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Müşterek Özel Görev Kuvveti ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte Suriye’nin Türkiye sınırındaki Cerablus şehrine girerek ‘‘DAEŞ’’ örgütüne karşı büyük başarı kaydetti. Ancak Suriye’de savaşan uluslararası güçlerin çok olması nedeniyle Türkiye gelecekte birçok senaryo ve zorlukla karşılaşabilir.

 

1. Başlaması

Geçtiğimiz Ağustos ayının sonlarına doğru ‘‘DAEŞ’’ füzelerinin Türkiye’nin sınır köylerini vurması sonucu, Türk Silahlı Kuvvetleri Cerablus’un etrafında konuşlanan ‘‘DAEŞ’’ mevkilerini top ateşine tuttu. Türkiye, Özgür Suriye Ordusu’na kolaylık sağlayarak Türk topraklarını kullanarak Cerablus’a geçmelerini sağladı. 24 Ağustos sabahı Türk ordusu tanklarla Suriye sınırını aşarak Cerablus’un DAEŞ’ten temizlenmesi için ÖSO birliklerini destekledi. Türk ordusunun havadan ve kardan açık bir şekilde destek vermesiyle 24 saat gibi kısa bir sürede Cerablus şehri DAEŞ’ten geri alındı. Türk ordusunun ÖSO ile birlikte başlattığı bu Opersyon Suriye meselesini farklı bir boyuta taşımıştır.

 

2. Bilinen ve Bilinmeyen Amaçlar

Türk tarafı, Suriye müdahalesinin Türkiye sınırlarını ‘‘DAEŞ’’ ve diğer terör unsurlarından temizlemek amacıyla yapıldığını belirtti.  Çünkü DAEŞ stratejik merkezlerinden biri olan Cerablus şehrini kaçakçılık ve yabancı ülkelerden örgüte katılmak için gelen savaşçıları geçirmek için kullanıyordu.

 

Türkiye ilk başlarda gizli tuttuğu ve operasyon başladıktan sonra ortaya çıkan amaçlarından birisi de, Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit eden YPG ve diğer Kürt gurupların Türkiye sınırında kurmayı amaçladıkları ‘‘Batı Kürdistan’’ yani ‘‘Rojova Kanton’’ bölgesini engellemek olduğu anlaşılmıştır.

 

Bu iki hedefin dışında, Türkiye’nin hesaba kattığı dolaylı olmayan başka bir hedefi daha bulunuyordu. Bu hedefi Türkiye sınırında güvenli bir bölge oluşturmaktı. Böylelikle söz konusu bölge Suriye muhaliflerin operasyon noktaları olacaktı. Ayrıca savaştan kaçan Suriyeli mülteciler de, bu bölgelere yerleşecekti.

 

Türkiye’nin ani Suriye hamlesi stratejik açıdan Türkiye’yi önemli bir noktaya taşımıştır. Türkiye bu müdahalesiyle ABD, Rusya ve İran’a karşı gövde gösterisi yaparak, Suriye ile ilgili alınacak kararlarda Türkiye’nin de söz hakkı olduğunu gösterdi.

 

3. Zamanlaması

Türkiye’nin Suriye müdahalesi hem İsrail hem de Rusya ile ilişiklerin normalleşmesinden sonra geldi. Bu nedenle Rusya Türkiye’nin Suriye Müdahalesine sesini çıkarmadı. Ayrıca Rus savaş uçakları Türk ordusunu ve desteklediği muhalif guruplarıyla karşı karşıya gelmekten kaçındı.

 

Türkiye’nin ani Suriye operasyonu, Türkiye-İran arasında olası bir ‘‘Kürt kantonunu’’ engellemek için yapılan anlaştıkları yönünde çıkan söylentilerinin ardından geldi. Ayrıca ‘‘Fırat Kalkanı’’ olarak adlandırılan söz konusu müdahale başarısız darbe girişiminden sonra gerilen ABD-Türkiye ilişiklerine de rast geldi. Bazı Türk yetkililer başarısız darbe girişiminin arkasında ABD’nin olduğunu belirtmişlerdi. Türkiye’yi rahatsız eden bir diğer konu ise ABD’nin PKK’nin Suriye uzantısı olan YPG’ye destek vermesi oldu.

 

Diğer bir dikkat edilmesi gereken nokta da müdahalenin Erdoğan’a karşı yapılan başarısız darbe girişiminden sonra gelmesi oldu. Çünkü darbe sonrası TSK’nin bünyesinde çok büyük değişiklikler yapıldı.

 

Sonuç olarak, Türkiye iktidarı Suriye’nin kuzeyinde askeri müdahale yapmak için uygun zaman ve şartları bekliyordu. Türkiye’nin sabrının zorlayan son olaysa, Türkiye’de terör listesinde yer alan ve PKK’nın Suriye uzantısı, PYD’nin askeri kollarından biri olan ‘‘Suriye Demokratik Güçleri’nin’’, Menbic’den sonra Türkiye’nin kırmızıçizgi olarak belirlediği Cerablus’a doğru ilerlemesi oldu. Türkiye’nin müdahale etmesiyle bu güçler tekrar Menbic bölgesine çekildi.

4. Uluslararası Tepkiler

Uluslararası büyük ülkelerden ve İran’dan beklenmeyen tepkiler gelirken Suriye rejimi, Suriye muhalefeti ve Suriye Kürtlerinden beklenilen tepkiler geldi.

 

Rusya’nın bu operasyona karşı gelmemesi dikkat çekti, Türkiye Rusya’nın müttefiki olan bazı Kürt gurupları da vurdu, ancak Rusya sessiz kalarak Kürtleri kaderlerine bıraktı. Bazı analizcilere göre Kürtler dış güçlere güvenerek boylarını aşan işler yapmaya kalktılar ve Uluslararası güçlerin hedefledikleri ‘‘Kürt kantonunu’’ destekleyecekleri konusunda büyük bir yanılgıya düştüler.

 

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ‘‘Türkiye-Suriye sınırında yaşanan gelişmelerin Moskova’da derin bir endişeye neden olduğu bildirildi’’, Açıklamada, ‘‘Türkiye operasyonunun sivilleri hedef almasından ve Arap-Kürt çatışmasına yola açmasından korktuklarını’’ belirtti. Ancak Rusya kendisi ait savaş uçaklarının her gün Suriye’de onlarca sivil insanı katlettiğini unuttu.

 

Havadan ve karadan Suriye’deki Kürt guruplarına destek veren ABD’nin tepkisi de çok büyük bir sürpriz olarak yorumlandı. Bu olaya tarafsız gibi görünen ABD, Türkiye’nin Kürtleri vurmasına kayıtsız kaldı. ABD’nin bu sessizliği Türkiye-ABD arasında gizli bir anlaşmanın olabileceği şüphesini uyandırdı.

 

Türkiye ani bir ziyaret gösteren ABD başkanı sözcüsü Joe Biden, ‘‘YPG’nin Fırat’ın doğusunu geçmesi gerektiğini’’ belirtti. Açıklamasında, ‘‘ ABD’nin desteği olmadan, Kürt guruplar hiçbir ilerleme kaydedemez’’ ifadesini kullandı. Bu açıklamanın ardından ABD’li askeri yetkililer tarafından Kürtlerin Fırat’ın doğusuna çekileceği ile ilgili benzer açıklamalar geldi.

 

 

5. Bölgesel ve Yerel Tepkiler

İran, Türkiye’nin Suriye operasyonuyla ilgili, ‘‘Türkiye’nin Suriye’deki operasyonlarını merkezi hükümetle koordinasyon hâlinde yapılması gerektiğini’’ kaydetti. İran ve Türkiye dışişleri banklarının gerçekleştirdikleri son görüşmelerden de anlaşılacağı üzere, İran, Türkiye, Irak ve Suriye ‘‘Kürt kantonunun’’ engellemek konusunda ta fikir.

 

Türkiye, Suriye operasyonu başlattığı gün dâhice bir diplomatik adım attı. Bölgede en büyük Kürt nüfuza sahip olan Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’yi ziyaret etmiştir. Böylelikle Türk devleti dünyaya, Suriye’ye giriş sebeplerinin Kürtlerle savaşmak olmadığı mesajını verdi.  Barzani de, Salih Müslim’e Suriye’de PYD-YPG’nin her yaptıklarını doğru olmadığını, Erbil ile ilişkisini kesmesinin siyasi ve askeri yünden PYD’ye olumsuz yansıyacağı mesajını verdi.

 

Suriye rejimi ise yaptığı açıklamada ”Türk tanklarının Suriye’ye girmesi egemenliğimizin ihlalidir” ifadeleri kullandı. Ayrıca Açıklamada ”bu tür terörle mücadele operasyonları Şam ile koordinasyonlu yürütülmelidir” diyerek Türkiye’nin Suriye rejim ile ilgili yaklaşımını yumuşatmaya çalıştı. Ayraca Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonu öncesi Suriye rejimi Haseki’de Kürtleri bombalamış ve Türkiye’ye yakınlaşma mesajları vermiştir.

 

Diğer yandan, Suriye muhalefeti ise, Türkiye’nin ‘‘Fırat Kalkanı’’ operasyonunu memnuniyetle karşıladıklarını duyurdu. Çünkü bu operasyon Özgür Suriye Ordusuna itibar kazandırdı ve Kürtlerin Suriye’yi bölmesini engelledi. TSK’nin desteğiyle Cerablus’a giren ÖSO birlikleri çok disiplinliydi ve oradaki insanların mallarının ve canlarını korumaya büyük özen gösterdi. Türkiye’nin Suriye müdahalesi, Suriyeli muhalifler için Suriye’nin kuzeyinde bir güvenli bölge kurma umudunu yeniden doğurdu

 

Suriye Kürtleri ise Türkiye’ye karşı medya savaşı açtı, Kürt siyasetçiler de Türkiye’nin Suriye müdahalesinin hedefleri sadece YPG’yi bitirmek olmadığını söylediler. Siyasiler yaptıkları açıklamalarda, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Osmanlı İmparatorluğunu tekrar canlandırmak istediğini iddia ettiler.

6. Senaryolar

Türkiye ‘‘Fırat Kalkanı’’ operasyonuna başlamasıyla birlikte, ortaya birçok senaryo atıldı. Bu senaryoların en dikkat çekeni, Türkiye’nin ÖSO ile birlikte 25 km deriliğinde bir güvenli hat oluşturacağı ve ayrıca Suriye muhalif guruplar ve Suriyeli mülteciler için de, 90 km uzunluğunda ve yaklaşık 15-30 km derinliğinde bir ‘‘Güvenli bölge’’ kuracağı da iddialar arasındaydı. Diğer senaryolarsa, Türkiye sınırını temizledikten sonra muhalif Arap guruplarla DAEŞ ’in merkezi Rakka şehrine saldıracağı yönünde olmuştur.

 

Türkiye’nin Suriye’deki operasyonu ne kadar sürecek, Suriye bataklığına Türkiye de mi saplanacak? Türkiye Suriye’ye daha fazla birlik ve ağır silah gönderecek mi? Suriye Kürtleri Türkiye karşı savaşmak için ağır silahı nerden temin edecek? Yoksa Salih Müslim’in tehdit ettiği gibi PKK’nın Suriye uzantısı olan YPG Türkiye topraklarında terör saldırıları düzenleme boyutuna mı geçecek? Yoksa YPG kaderine razı olup ‘‘Kürdistan kantonu’’ hayalinden vaz mı geçecek?

 

Türkiye’nin ÖSO birlikleriyle ani Suriye operasyonu, gerçekleştirdikleri başarılar ve uluslararası toplumun sessiz kalması yaşanacak olayları tam anlamıyla yansıtmaktadır. Çünkü Suriye’de birçok taraf savaşmak bu yüzden önümüzdeki günler, her türlü senaryoya açık olacaktır.

 

Sonuç: Yapılması Gerekenler

Ne Suriye rejimi ne de Suriye muhalefeti, Türkiye operasyonunun uzun vadeli stratejik hedeflerinin bilmemektedir. Suriye muhalefetinin Türkiye müdahalesi ile ilgili bu zor süreçte yapması gerewkenler

 

 

  • Suriye muhalefeti Türkiye’nin geçici ‘‘Güvenli bölge’’ adımını yakından takip etmelidir. ABD ile Türkiye’nin böyle bir adım atması durumunda bunu Suriye halkının çıkarına olmasını sağalmalıdır. Ayrıca güvenli bölgenindin kurulması halinde, Suriyeli muhalifler politika aktivitelerini Suriye topraklarına taşımaları gerek, böylece bağımsız kararlar alabilecekler. Kamplarda yaşayan generaller de bu güvenli bölgede katkıda bulunmaları için teşvik etmelidirler.

 

  • Suriye muhalefetinin Türkiye’nin kararlarını takdirle karışılmalıdır, çünkü Türkiye ABD tarafından baskıya maruz kalmış olabilir. Ayrıca, Suriye topraklarının sadece Suriyelilere ait olduğu gerçeğini asla unutmamaları gerekmektedir.

 

  • Cerablus ve diğer bölgeleri DAEŞ ’ten temizleyen ÖSO’nun oradaki halkın güvenini kazanması için disiplinli olmalı ve iyi muamele yapması gerekmektedir.

 

Suriye’yi bölmeye çalışan ve Türkiye sınırında etnik bir Kürt kantonu kurma fikrini taşıyan bütün Suriyeli Kürt gurupların, özellikle de YPG’nin bu haylinden vazgeçmeli ve Suriye ulusal kimliği altında hareket etmelilerdir. Ayrıca, maziden ders çıkartarak dış güçlere güvenmemeleri gerçeğini bilmeleri gerekmektedir. Suriye’deki devrimci güçlerle birleşerek gelecekte Suriye halkının tüm haklarını koruyacak demokratik ve yönetim için çaba göstermelidir