İÇİNDEKİLER

Giriş

1… Suriye – Rusya İlişkilerinin Tarihi

2… Rusya’nın Suriye Sorununa Yaklaşımları

A-     Doğrudan Askeri Müdahale Aşaması Öncesi

B-     Müdahaleden Sonraki Aşama

3… Rusya’nın Suriye Müdahalesinden Beklentileri

4… Rus müdahalesinin Bölgesel İlişkilere Yansımaları

5… Rusya – ABD Anlaşması ve Halep Ateşkesi

6… Suriye Topraklarında İki Süper Güç

7… Rusya’nın Suriye’ye Müdahale Etme Nedeni

 


 

Giriş

Rusya’nın Suriye savaşına doğrudan askeri müdahale etmesi, oradaki durumun daha karmaşık bir hal almasına, siyasi çözümlerin tıkanmasına ve Suriye sorununun ömrünü uzamasına yol açmıştır. Rusya bu müdahaleyle Suriye halkının kötü olan durumunun daha da kötüye gitmesine neden olmuştur. Rus uçakları, her gün Suriye şehirlerini ve Suriyeli muhalifleri havadan ve karadan bombalıyor. Ayrıca Rusya bu müdahaleyle Suriye’de çatışan uluslararası ve bölgesel güçlerin Suriye’deki kanlı savaşını açıkça belli etmiştir. Rusya Suriye’ye girdiren sebep neden girdi? Rusya’nın bu müdahalenin siyasi ve ekonomik sonuçlarına katlanacak gücü var mı?

1.        Suriye – Rusya İlişkilerinin Tarihi

 

Suriye – Rusya ilişkileri soğuk savaşın zirve yaptığı (1950) Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) dönemine dayanmaktadır.  Suriye, Sovyetler Birliğininim yayılmasının önlemek için yapılan “Bağdat Paktı” ve “Bereketli Hilal” projelerine karşı çıktı. 8 Ekim 1980 tarihinde, Suriye ve Sovyetler Birliği arasında “Dostluk ve İşbirliği Antlaşması” imzalandı. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ise varisi olan Rusya federasyonu ile Suriye rejimi arasında ilişkiler düzenli bir şekilde devam etti.

 

Suriye rejiminin Rusya ile ilişkilerini devam ettirmesinin nedeni, Rusya silahına ihtiyaç duyması, Sureye ordusunun Rusya savaş tekniklerini öğrenmesi ve diğer siyasi ve ekonomik nedenlerden kaynaklanmaktadır. Suriye – Rusya ilişkilerinden faydalanan Suriye rejimi, ABD ile de ilişkileri dengeli tutmaya çalışmıştır. Eskiden beri Suriye rejimi ile ilgili kullanılan ” Rusya’ya kur yapıyor, ABD ile ilişkiye giriyor” deyimi son yıllarda daha açık anlaşılmaktadır.

 

 

Diğer yandan Rusya da Ortadoğu’da ona en çok sadık kalan Suriye rejimi ile ilişkilerine çok önem göstermiştir. Çünkü 1973 savaşından sonra Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat, Rus uzmanları Mısır’dan sürmüştür. Suriye rejimi ise, tam aksini yaparak Rusya ile ilişkileri daha da güçlendirmiştir.

2.        Rusya’nın Suriye Sorununa Yaklaşımları

 

Rusya’nın Suriye sorununa yaklaşımı Suriye’ye doğrudan askeri müdahalesi öncesi ve sonrası olmak üzere iki değişik aşama üzerinden takip edilebilir.

 

A-       Doğrudan Askeri Müdahale Aşaması Öncesi

 

Rusya, Suriye devriminin 18 Mart 2011 yılında başlamasında bu yana, Esed yönetimine açık bir şekilde askeri ve diplomatik destek verdi ve hala da vermeye de devam etmektedir. Ancak bu desteklerin en önemlisi Suriye rejimini uluslararası arenada siyasi destek göstermesidir. Özellikle, BM daimi üyesi Çin Cumhuriyeti ile birlikte BM Güvenlik Meclisinde rejim karşı yapılan oturumlarda üç defa Veto oyunu kullanarak Suriye rejimini savunmuştur. Birleşmiş Milletlerin Suriye rejiminin halkına karşı işlediği insanlık suçlarına kınama kararı çıkarmasını birçok kez engellemiştir. Ayrıca, Sureye rejim ordusunun 2013 yılında yüzlerce sivili çocuk ve kadının kimyasal silahla katletmesi suçunu, ABD ile rejim arasında kimyasal silahtan arındırma anlaşması yaparak rejimin kurtarmıştır. Bu bağlamda Rusya Birleşmiş Milletlerin Suriye rejimi ile ilgili aldığı bütün kararları baltalamıştır. Rusya 2012 yılında, Cenevre1, 2013 yılında alınan 2118 sayılı karar,  2016 yılında alınan 2254 sayılı karar ve 2015-2016 yıllarında alınan Viyana1 ve Viyana2 kararlarına katılmasına rağmen, geçtiğimiz 26 Eylül’de (2016) Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov tarafından yapılan açıklamada, “Suriyeli muhaliflerin Esed’in yönetimi bırakmasını istemesi, BM Güvenlik Konseyi kararlarının ihlal etmektedir” ifadesini kullandı.

 

Diğer yandan, Moskova Suriye muhalefetini zayıflatmak ve bölmek için elinden gelen çabayı göstermiştir. Rusya’nın Suriyeli muhaliflere dayatmaya çalıştı kararlar “Cenevre1″ alınan kararla aykırı kararlardır.

 

Suriye’de siyasi bilincin zayıf olmasından faydalan Rusya, sözde Esed rejimine karşı olan bazı etnik azınlıkları”Solcu dostları” olarak gösterek Moskova’ya çağırmış ve onlara toplantılar düzenledi. Önce “Moskova1”, “Moskova 2”, ve “Asitene1” toplantıları yapıldı, daha sonra ise, bu toplantılar Rusya’nın Lazkiye’deki “Himeymim” hava üssüsüne taşındı.

 

“Moskova muhalifleri” veya “Himeymim muhalifleri” olarak adlandırılan sözde Suriyeli muhalifler Suriye halkını katleden Rusya’dan medet umarak onun yanında durdular. Rusya’ya sığınan ve kendinin “iç muhalefet” olarak tanıtan “Ulusal Koordinasyon Kurulu” Sudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen toplantıya katılmış ve “Müzakere Kurulunun” bir parçası olmuştur. Kafalar takılan soru ise  “Ulusal Koordinasyon Kurulu” üyeleri, Riyad’da oluşturulan Müzakere Kurulumuna Rusya’nın oradaki gözü kulağı olmak için mi katıldı?

 

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Suriye ile ilgili Kararlarını devre dışı bırakan Rusya karşısında ABD’nin tutumu ne olacak? Bu soruya Amerika’nın bilinen “ne kazanan ne kaybeden”  strateji anlayışından yola çıkarak cevap vermek mümkündür. Amerika Suriye’de savaşan bütün tarafları zayıflatılarak güç dengesini elinde tutmaya çalışmaktadır. Rusya’nın Suriye’de yaptığı “Ahmaklıklar” ABD’nin işine geliyor. Peki, Suriye’de yapılan ahlaki ve politik yükünü neden yalnız başına taşıyor?

 

B-       Müdahaleden Sonraki Aşama

Rusya, Suriye rejimine, sınırsız siyasi ve lojistik destek vererek, Esed rejimini, uluslararası hukukla yargılanmasının önüne geçmişti. Doğrudan askeri müdahale etmekle, Suriye rejiminin yeniden ayakları üzerinde durmasını sağlamıştır. Ancak 2015 yılında Suriyeli muhalifler büyük bir başarıya imza atarak İdlip kentini tamimiyle ele geçirdi. İran ve Esed rejimine korku salan bu önemli başarı sonucu Esed ordusunun Özgür Suriye Ordusu karşısında İdlip şehrinde büyük bir hezimete uğramıştır.

 

Bu önemli gelişme karşısında, Suriye rejimi büyük bir yara almıştı, sonucunda da Kasım Süleymani Moskova’ya ani bir ziyaret gerçekleştirerek Rusya’dan Suriye’ye askeri müdahale etmesini istemişti. Süleymeni’nin ziyaretinde Söz konusu müdahale için gereken bütün siyasi ve ekonomik konular ele alınmıştı.

 

30 Eylül 2015 tarihinde, Rusya, Esad hükümetinin desteğiyle resmi bir şekilde Suriye Savaşı’na askeri müdahale ettiğini ilan etti. Başlarda üç ay olarak belirlediği süre daha sonra üç ay daha uzatıldı. 15 Mart 2016’da Suriye’den çekildiğini ilan etti, ancak daha sonradan Suriye’deki müdahalesini genişletmek için böyle bir yalana başvurdu anlaşıldı.

 

Rusya’nın geçici dediği Suriye müdahalesi aslında Rusya tarafından söylenmiş bir yalandı. Müdahale öncesi Putin ve Esed arasında bir anlaşma yapıldı Anlaşmaya göre Rusya Suriye topraklarında askeri üsler kurabilecek, Suriye’de insanlık suçları işleyen Rus askerlerini insan hakları mahkemesinde yargılanmaktan kurtaracak ve onları koruma altına alabilecekti. Ayrıca, Rusya askerlerinin Suriye’de bulunduğu sürece, Suriye ordusundan bağımsız bir şekilde hareket edecek ve Rusya’nın izni olmadan Suriyelilerin Rusya askeri üslerine girmesi yasaklanacaktı. Bütün bunların karşılılığında ise Rusya Esed rejimini koruyacaktı.

 

Rusya Çeçenistan savaşında yaptığı gibi orantısız bir şekilde Suriye şehirlerini bombalayarak yıktı ve şuana kadar yüzlerce sivili katletti. Rusya bu müdahaleyle rejimi düşmekten kurtardı ve askeri yönden birçok cephede ilerlemesini sağladı. Ancak Rus müdahalesinin en kritik yanı Suriye’deki savaşı bölgesel ve yerel savaştan uluslararası bir savaş konumuna taşımışıdır. Böylelikle Suriye’de özgürlük, onur ve adalet için başlayan Suriye devrimi, uluslararası süper güçlerin kozlarını paylaştığı bir savaş dönüşmüştür.

 

3.        Rusya’nın Suriye Müdahalesinden Beklentileri

 

Rusya, Suriye müdahalesiyle ilgili, devletlerin egemenliğine saygı duyulan uluslararası hukuk çerçevesinde hareket ettiğini iddia etmektedir. Suriye’nin içişlerine karışlamaması gerektiğini aksi halde çok kötü sonuçları doğabileceğini iddia ediyor. Mazeret olarak ise, batılı ülkelerin Libya ve Irak’taki başarısız müdahalelerini örnek olarak göstermektedir. Rusya bütün bu mazeretleri ve yalanları Suriye’de işlediği insanlık suçlarını örtbas etmek için uydurmaktadır.

 

Rusya, batılı ülkelerin eski Sovyetler Birliği coğrafyasında bulunan ülkelere müdahale etmesinden korkuyor. Rusya devlet başkanı Vladimir Putin, 2015 yılının Eylül ayında katıldığı  “60 dakika” adlı programda yaptığı açıklamada, “Eski Sovyetler Birliği ülkelerinin iç politik sorunlarının süslü devrimler, askeri darbeler veya yönetimi kanunsuz bir şekilde ele geçirmek ile çözümlenmesi imkânsızdır” diye konuştu. Açıklamasında, 2011 yılında yapılan seçimlere karşı Ukrayna’da patlak veren gösterilerle ilgili Hillary Clinton’u suçladı. Bütün bunlardan yola çıkarak, Rusya’nın Suriye saldırısını kendini savunma amaçlı olduğu düşünülebilir mi? durum öyle olduğunu gösteriyor. Çünkü Rusya’nın modern politika anlayışında müdahale ve işgal stratejisi bulunmamaktadır. Rusya’nın Suriye müdahalesi modern Rusya politikasında istisnai bir olaydır.

 

Rusya’nın Suriye’ye müdahale etmesinin en büyük nedenlerinden birisi de ABD ve batılı ülkelerin 2014 yılında Kırım adasını işgal etmesi ve Ukrayna’nın doğusundaki bölücüleri desteklemesi nedeniyle Rusya’ya uygulamakta olduğu ekonomik ambargoyu kaldırması için Suriye sorununu koz olarak kullanmaktadır. ABD ve Batılı ülkeler Ukrayna’da yaşananlardan Rusya’yı sorumlu tutuyor. Ayrıca ABD VE AB’nin Rusya’ya karşı uyguladığı ambargonun kaldırılması için Rusya’nın “Misnek2” yol haritası çerçevesinde Ukrayna sanrından çekilmesini istemiştir.

 

 

Rusya’nın Suriye müdahalesinin hedeflerinin bir diğerise, ABD ile son yıllarda gerilen diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaktır. Rusya’ya göre ABD Suriye konusunda çekingen politika izliyor. Özellikle de Esed rejiminin Suriye kentlerini kimyasal silahlarla vurmasına ve ABD’nin kırmızıçizgilerini geçmesine sessiz kalan ABD başkanı Barak Obam sadece Esed rejimini kimyasal silahtan arındırmakla yetinmiştir. Bu bağlamda sorulması gereken soru: Rusya Suriye müdahalesiyle ABD ve Batıl ülkeleri dize getirebilecek mi?

 

 

Rusya’nın iddiasına göre Suriye müdahalesinin nedeni terörle mücadele etmek ve bazı Sovyet cumhuriyetlerinden Suriye’de savaşan teröristlerle savaşarak onların tekrar dönmesini önlemektir. Ancak Rusya’nın gerçek hedefi uluslararası toplumun terörle mücadelesini suiistimal ederek uluslararası güçlerle birlikte hareket etmektir. Ayrıca Rusya, Suriye rejiminin de terörle mücadele savaşına katılması için Amerika’yı ikna etmeye çalışmıştır.

 

Diğer yandan Rusya, yeni silahlarını denemek ve satabilmek için saha olarak Suriye savaşını kullanıyor. Rusya ordusu Suriye’yi askeri eğit kışlası olarak kullanmaktadır. Söz konusu eğitimin ve silahların parasını ise İran vermektedir.

 

Rusya’nın Suriye müdahalesi sürpriz bir olay değil, çünkü Rusya’nın Suriye’de ekonomik, lojistik çıkarları ve Suriye rejimiyle tarihi ilişkileri bulunmaktadır. Suriye’deki savaş, Rusya’ya uzun zamandır beklediği fırsatı vererek orta doğuya yeniden dönmesini sağlamıştır. Rusya’nın Suriye’deki macerası, bölgedeki halklarla arasını bozmasına değer mi? Mantık hayır diyor. Rusya’nın Suriye müdahalesi ABD ve batılı ülkelerle karşı Rusya’nın elinde bir kozdur.

 

 

4.        Rus müdahalesinin Bölgesel İlişkilere Yansımaları

 

  • Rusya’nın Suriye girmesi sonucu bazı ülkelerle ilişkileri gerildi, bazılarıyla da yeni anlaşmalar yaptı. Rusya ile İsrail arasında yapılan anlaşma bunun en büyük örneğidir. Bu anlaşmada Rusya İsrail tarafına Suriye ile İsrail arasında bulunan sınırı koruyacağı sözü verdi. Rusya ile İsrail arasında gizli anlaşmalar bulunmaktadır.

 

  • Rusya’nın Türkiye ile ilişkileri bakımından ise, Türkiye’nin hava sahasını ihlal eden Rus uçağını düşürmesi sonucu iki ülke arasında ipler gerilmişti. Ayrıca Rusya ile Türkiye arasında Suriye konusunda büyük fikir ayrılığı bulunmaktadır. nedeniyse iki ülke de Suriye’ye kendi çıkarına hizmet eden pencereden bakıyor olmasıdır. Gerilen ilişkiler, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın özür mektup göndermesiyle normalleşti. Rusya’ya göre ilişkilerin normalleşmesi, Suriye konusunda iki ülkeyi birbirine yaklaştırdı. Konuyla ilgili  “Sputnik” gazetesinin yazdığı habere göre Moskova ve Tahran, Suriye rejimiyle Türkiye arasında ilişkilerin geri dönmesi için arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu yazdı. Ayrıca Türkiye’nin Suriye müdahalesine sesini çıkarmadı, konuyla ilgili Rusya dışişleri bakanı sözcüsü Zagrova düzenlediği basın toplantısında, “Türkiye’nin Suriye müdahalesinin, Arap-Kürt çatışmasına yola açmasından endişe duyuyoruz” demekle yetinmişti. Rusya Türkiye’nin Suriye müdahalesine ses çıkarmaması karşılığında Türkiye’den ne istedi? Türkiye Rusya’ya ne verdi? Bu soruların cevapları önümüzdeki günlerde netleşecektir.

 

  • İran açısında ise bu konu çok karmaşık, çünkü İran bölgede yayılmak ve genişlemek için bütün bedelleri ödemeye hazır. İran için Esed rejiminin yönetimde kalması demek, İran’ının hedeflediği projesinin garantisi demektir.

 

  • Moskova ve Tahran, Esed’in yönetimde kalması konusunda ortak fikre sahipler, ancak diğer konularda farklı görüşlere sahipler. Bu konulardan birisi, Rusya’nın İran milislerinin Suriye’ye yayılmasına karlı çıkmasıdır. Çünkü Rusya’nın gelecekte tekrar güçlü bir Suriye ordusu kurması için bu milislerin çoğalması önlemesi gerek. İran ve Hizbullah milisleri çoğaldıkça rejim ordusu zayıflıyor buda Rusya’nın işine gelmemektedir.

 

  • Rusya’nın Suriye müdahalesinde İran’ın büyük rol oynamasına rağmen, Rusya’nın Suriye’de savaşan İran milislerine hava desteği yapmamasından yakınmaktadır.

 

Görünüşe bakılırsa Rusya ve İran arasında güven sorunu bulunuyor, çünkü İran ve Rusya arasında “Hemezen” hava üssü anlaşmazlık yaşanmıştı. İran, Rusya’nın batılı ülkelerle anlaşma yaparak İran’ın yerine İsrail’e seçilmesinden mi korkuyor? Diğer yandan, Rusya da İran’ın Rusya’yı bırakıp ABD’yi anlaşmasından mı korkuyor? Yoksa iki ülke arasındaki sorun Rusya’nın Suriye’de İran’ının hesabına karar ve nüfuz sahibi olmasından mı kaynaklanıyor?

 

  • Rusya’nın Suriye müdahale etmesi sonucu, Moskova-Riyad hattında ipler gerildi, ancak Sudi Arabistan Rusya’nın Suriye müdahalesi, karşısında sessiz politika izlemektedir. Rusya ve Sudi Arabistan arasında gerginlik Suriye olaylarının başlarında başlamıştır. Rusya olayların başından bu yana rejimin yanında durdu ve ona her türlü desteği gösterdi.

Sudi Arabistan ve Körfez ülkeleri Rusya’nın Esed’e desteğini azaltmak için birçok yola başvurdular, ancak başarılı olmadılar. Rusya ise Körfez ülkelerinde birçok yeni projeler gerçekleştirdi.

 

Diğer yandan Rusya, İran-Sudi Arabistan ilişkilerinin düzeltilmesi için hiçbir çaba göstermedi. Çünkü İran bölge ülkelerindeki genişleme politikasında vaz geçmeyecektir. Sudi Arabistan da İran’ın bölgede genişlemesine sessiz kalmayacaktır.

 

Rusya’nın Suriye müdahalesinden sonra bölge ülkeleriyle ilgili objektif bir değerlendirme yapmadığı sonucuna varılabilir. Çünkü Rusya’ya göre Türkiye, İsrail, Esed rejimi ve PYD ile ilişkileri iyi durumdadır.

 

5.        Rusya – ABD Anlaşması ve Halep Ateşkesi

 

Geçtiğimiz Eylül ayında, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov,  Suriye’de ateşkesin sağlanması konusunda anlaşmaya varmıştı. Aynı ayın 12 Eylül Pazartesi akşamı da yürürlüğe girmişti. Ancak ataş ekesi daha ilk gününden rejim ordusu ve Rusya defalarca bu ateşkesi ihlal etmiştir. Daha sonra Rusya BM Güvenlik Konseyinden Suriye ile ilgili acil bir oturum talebinde bulunmuş, ABD ise bu oturumun yapılmasına karşı çıkmıştır.

 

9 Eylül 2016 tarihinde, ABD ile Rusya arasında varılan ateşkes mutabakatı bozulurken, içeriği kamuoyundan gizlenen anlaşma sızdırıldı. “Associated Press” (AP) tarafından yayımlanan haberlere göre anlaşmanın içreğinde ABD’yi zor durumda bırakacak maddeler içermektedir. O yüzden ABD, Rusya’nın Halep’te yaptıklarına sessiz kalmıştır.  ABD gibi uluslararası toplumda söz sahibi bir ülkenin Rusya katliamları karşısında sessiz kalması nasıl yorumlanabilir?

 

 

“Associated Press” yayınladığı belgeden yola çıkarak, Rusya’nın bu anlaşmadan iki politik kazanç elde ettiği görülmektedir. Birincisi, anlaşmanın Esed’in kadriyle ilgili bir madde içermemesidir. ABD yönetimi ise son günlerini yaşadığı için Suriye ve Esed’in kaderiyle ilgilenmemektedir.

 

İkinci nokta ise, Ruslar açısından çok önemli bir nokta, ABD ve Rus askeri yetkililerden oluşan bir koordine heyeti kurmak, bu heyetin görevi Suriyeli muhalif gurupların bulundukları noktaları belirlemek ve terörist olarak nitelendiren (El Nusra) diğer guruplardan ayırt edilmesidir. Böylelikle Rusya daha sonra katletmek için bütün muhalif gurupların yerlerini belirleyebilecekti. Ancak Pentagon ve CIA, Rusya’nın bu önerisine karşı çıkmış, böylelikle Rusya’nın hayallerini suya düşürmüştür.  Önce ABD savaş uçaklarının Deyir’l-zor’daki rejim güçlerini vurması ve sonucu yedi Rus askeri öldü, Rusya ise karşılık olarak Halep’in Urum Kentinde bekleyen yardım konvoyunu vurdu. Böylelikle yedi gün süren ateş kes sona ermiştir.

 

Rus analistler göre, ABD-Rusya anlaşmasının başarısızlıkla sonuçlanmasının nedeni; “ABD’nin bu ateş kesi politik çözüm için değil, çatışmaları azaltmak için kabul etmesi” olarak yorumladılar.  Buradan yola çıkarak Rusya’nın çabuk bir politik çözüm yapmak istiyor, çünkü ABD yönetiminin değişmesi durumunda bu fırsat eline bir daha gelmeyebilir. Barak Obama, son günlerinde Suriye konusunda hata yapmak istemiyor, bu yüzden Suriye dosyasına yeni gelecek ABD yönetimine devretti. Sonuç olarak; iki tarafta Suriye halkının kanı üzerinden hesaplar yapıyor, buna en büyük örnek 25 Eylül’de(2016) BM Güvenlik Konseyinin Halep’teki bombardımanın durması konusunda bir karar varmamasıdır.

 

6.        Suriye Topraklarında İki Süper Güç

 

Suriye sorununun uluslararasılaşmasının ve savaşın uzamasının tek sorumlusu Esed rejimidir. ABD ve Rusya Suriye sorununa kendi strateji ve çıkarları yönünde yaklaştılar. Ancak Suriye sorunu onları karşı karşıya getirmeyecektir. ABD ve Rusya stratejisi hangi noktalarda birleşiyor ve hangilerinde ayrılıyor?

 

  • ABD ve Rusya, Suriye sorununu askeri yollarla değil, diplomatik yolardan çözümlenmesinden yana, ABD tarafı bu konuda kararlılık gösterirken, Rusya söylediğinin tam aksini yaparak Suriye halkının iradesini kırmak için Suriyeli muhalif guruplara karşı orantısız güç kullanmaktadır.

 

  • İki taraf da İslamcıların Suriye’de iktidara gelmesini engelleme konusunda ortak görüşe sahipler. ABD ise, Esed rejimin alternatif arayışı içine girmesi Suriye savaşının ömrünü uzatmıştır.

 

 

  • Suriye’de politik çözüm kanallarının kapanmasına neden olan Rusya için Esed’ tek alternatif ve Esed rejimini de tek seçenek olarak görmektedir. ABD ise, 2003 yılında yapılan Colin Powel’in ziyaretinden bu yana Esed’in değişmesini değil davranışların değişmesi yönünde istekte bulunmuştur. Yani ABD için önemli olan Esed’in kaderi değil, ABD’ye Orta doğuda yeni bir müttefik olmasıdır.

 

  • Amerikalı yetkililer durmadan tekrar ettikleri şey ABD’nin Suriye’deki çabaları DAEŞ örgütüne karşı savaşmak diye, bu bağlamda ABD her türlü çabaya itiraz etmemektedir. Rusya da bu bahaneden yola çıkarak Suriye halkını bombalıyor. Eğer ABD istese Suriye’deki durumu değiştirebilir, ancak istememektedir.

 

Diğer yandan, Rusya Suriye’ye bazı hedeflerini gerçekleştirmek için askeri müdahalede bulunmuştur. Bütün bunlara,  ABD’nin Ortadoğu ve Suriye’deki gevşek siyaseti neden olmuştur.

 

7.        Rusya’nın Suriye’ye Müdahale Etme Nedeni

 

Rusya’nın Suriye müdahalesi birinci yılın doldurdu, Rusya hedeflerini gerçekleştirmiş gibi görünüyor, Rusya bu müdahaleyle Esed rejiminin tekrar ayakları üzerinde durmasını sağlamıştır. Ayrıca söz konusu müdahale muhalif gurupların zayıflamasına neden olmuştur. Ancak diğer yandan Hama ve Halep’te, Rusya gibi süper güce yakışmayan büyük hezimete uğramıştır. Askeri yönden büyük bir zafer elde edememiş ve politik çözüm konusunda Suriye muhalefetini ikna edememiştir. Daha da önemlisi Suriye batağına girmemeye çalışan Rusya şimdi ağzına kadar bu bataklığa saplanmıştır.

 

Uluslararası hedefler açısından ise, ne ABD ne de AB ile arasında bulunan sorunların hiç birisini çözümlemeği başaramamıştır.

 

 

Suriye’deki askeri müdahalenin birinci yılında, bütün verileri göz önünde bulundurulursa, Rusya Suriye’de ki varlığı nedeniyle baş dertte mi? Suriye’nin genelinde ve özellikle de Halep’te kullandığı yeni ağır silahlar ve orantısız güç göz önünde bulundurulacak olursa: Evet Rusya’nın başı dertte.