İÇİNDEKİLER

1. Giriş

2. Suriye’deki Savaş Rusların ve Amerikalıların Pençesinde

3. Batılı Ülkelerin Etekleri Tutuşmaya Başladı

4. Bölgesel Rol Çağrısı

5. Aciz Durumun Üstesinden gelmek için Uluslararası Toplumu Elinde Bulunan Seçenekler

6. Suriye Muhalefetinin Seçenekleri

 


1.      Giriş

Rusya geçtiğimiz Ekim ayının başlarında, Fransa’nın Halep’teki çatışmaların ve kente yönelik hava operasyonlarının durdurulması önerisini içeren tasarısını veto etti. Bu veto ile Rusya, Esed rejiminin illegal eylemlerine son vermesini sağlamak için hazırlanan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tasarılarını 5. kez veto etmiş oldu. Rusya’nın bu vetosuyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin prestijini ayaklar altına almış oldu. Amerika ve Rusya’nın altı yıldır Suriye konusundaki anlaşmazlığı yüzünden Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, kuruluşundan bu yana en kötü günlerini yaşamaktadır. BM, uluslararası hukukun ihmal etmiş, dünya kamuoyunun küresel kaosa sürüklenmesine göz yummuş ve savaş yaşayan zayıf ülkeleri kaderlerine mahkûm edilmesine sessiz kalmıştır. Birleşmiş Milletler bu duruma nasıl ulaştı? Uluslararası toplumun bu aciz durumdan kurtulabilmesi için çıkar bir yol var mı?

 

2.      Suriye’deki Savaş Rusların ve Amerikalıların Pençesinde

Rusya’nın Suriye savaşına doğrudan askeri müdahale etmesi, oradaki durumun daha karmaşık bir hal almasına, siyasi çözümlerin tıkanmasına ve Suriye’deki savaşın uzamasına yol açtı. Rusya, Suriye savaşında etkili bir “yanık toprak” politikası uygularken, Suriye rejimine siyasi olarak korumak için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Suriye’yle ilgili birçok karara veto hakkını kullandı. Rusya’nın Suriye rejimini bu denli koruması, BM Güvenlik Konseyi tarihinde benzeri görülmemiş bir örnek olarak tarihe geçti.

 

Diğer yandan, Amerika Birleşik Devletleri, Suriye’de askeri çözümün başarılı olmayacağını iddia etmesine rağmen, Rusya’nın Suriye müdahalesine itiraz etmedi. Ayrıca, bu konuda Rusya’yı kınayan herhangi bir açıklama da yapmadı. Hatta tam aksine Suriye’deki yaşanan dram karşısında sessiz kaldı.

 

Rusya’nın Suriye müdahalesi, Suriye halkını acımasızca katletmesi ve şehirlerini yerle bir etmesi Amerika’nın işine mi geliyor? Yoksa ABD, Suriye halkı üzerinden insanlık dışı hesaplalar yaparak Rusya’nın Suriye bataklığında saplı kalmasını mı istiyor? Rusya’nın Suriye’ye askeri müdahale etmesinin sebeplerinden birisi de Suriye savaşını ABD ve Batılı ülkelerle arasındaki sorunları çözmek için takas olarak kullanmaktı. Peki, Rusya Suriye’de vardığı tehlikeli noktanın farkında mı? yoksa çıkarcılık politikası Rusya’nın gözünü kör mü etti?  Rusya Batıyla kozlarını paylaşmak için Ortadoğu’yu mu seçti? Eğer öyleyse, Rusya bu işin içinden çıkabilecek mi? Bu bağlamda, Rusya ve ABD’nin Suriye anlaşmazlığıyla ilgili kafaları karıştıran birçok soru işareti bulunmaktadır.

 

Geçtiğimiz Eylül ayının, Halep’te savaşın durması, ablukanın kaldırılması ve orada yaşayan 250 bin Suriyeliye insani yardımların ulaştırılması amacıyla ABD ve Rusya arasında Cenevre’de bir anlaşma imzalanmıştı. Ancak bu anlaşma da öncekileri gibi başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Başarısız olmasının nedeniyse CIA ve Pentagon’un Rusya ile ortak koordine merkezi kurmaya karşı çakması olmuştu. Anlaşma bozulduktan sonra Rusya yasaklanmış silahlar kullanarak doğu Halep’i kana buladı. Rusya ve rejim güçleri El Nusra  Cephesi’ni vurma  bahanesiyle havadan ve karadan Halep’e saldırı düzenledi. Rusya ve müttefiklerinin Halep şehrini ele geçirmeleri halinde, stratejik bir başarı elde etmiş olacaklar, böylelikle Esed rejiminin çıkarına hizmet eden bir politik çözüm dayatmayı düşünüyorlardı.

    

3.      Batılı Ülkelerin Etekleri Tutuşmaya Başladı

Rusya’nın acımasız bir şekilde orantısız güç kullanması ve Halep’in düşme ihtimalinin artması üzerine, batılı ülkelerin eteklerini tutuşturmaya başladı. Özellikle de ABD’nin başkanlık seçimlerinin yaklaşması nedeniyle Rusya’ya karşı gevşek politika uygulaması, batıyı dehada endişelendirdi. Obama’nın CIA’dan alternatif seçenekler istediği söylentisiyse daha sonra vakit kazanmak için oynanmış bir oyun olduğu anlaşılmıştı.

 

Avrupa, Halep’in Rusya destekli Esed rejimi güçlerinin kontrolüne geçmesinden ve savaşın Avrupa sahasına taşınmasından büyük endişe duyuyor. Bu nedenle tüm var gücüyle diplomatik ve medya alanında Rusya’ya savaş açmış durmada. Geçtiğimiz Ekim ayının sekizinde Fransa, Halep’te çatışmaların durması, uçuşların yasaklanması ve insani yardım ulaştırılması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne bir önerge sunmuş ancak Rus vetosuyla karşılaşmıştı. Böylece Rusya Suriye halkının beşinci vetosunu kullanmış oldu. Ayrıca aynı oturumda Rusya’nın da Suriye’yle ilgili sunduğu önerge reddedilmişti.

 

Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi’nde veto kullanmasının ardından Avrupa ülkeleri Rusya’yı savaş suçu işlemek ve uluslararası kanunu ihlal etmekle suçladı. İngiltere “Avam Kamarası” yaptığı oturumda, Rusya’nın Suriye’deki saldırılarını kınadı. Öte yandan, İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson da otumda yaptığı konuşmada, “Suriye sorununa askeri seçenek de dahil başka alternatif seçenekler bulmanın vakti geldi” ifadesini kullandı.   Ancak Suriye’yle ilgili bütün girişimlerin Amerika’yla ortaklaşa yürütülmesi gerektiğini altını çizdi.

 

Bu bağlamda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Paris’e yapacağı ziyareti iptal etini duyurdu. Çünkü Fransa Putin’inin ziyaretinde sadece Suriye meselesinin konuşlumasın şartını koşmuştu. Ardından da Fransa Dışişleri Bakanı ülkesinin Rusya’ya baskı yapmaya devem edeceğini duyurdu. Avrupa’nın önde gelen medya organları da Rusya’nın Suriye’deki katliamlarını ortaya çıkarmak amacıyla, Rusya’ya karşı geniş çaplı bir medya kampanyası başlattı.

 

Avrupa’nın Rusya’ya karşı başlattığı siyasi ve medya baskısı, Rusya’nın uluslararası toplumda diplomatik izole olmasına neden oldu. Ancak Avrupa Rusya’nın kolay kolay uslanmayacağının farkında. Avrupa Rusya’ya karşı yaptığı kampanyalarla Avrupa kamuoyunu enjeksiyon mu etmek istiyor? Yoksa Amerika’dan kaynaklanan baskı boşluğunu doldurmaya mı çalışıyor? Rusya’nın telaşına ve tepkilerine bakılacak olursa Avrupa ikisini de hedefliyor. Avrupa, Rusya tehlikesiyle mücadele etmek için batı toplumunu hazırlıyor. Bunun için Ortadoğu’yu seçmiş durmada. Öte yandan, Eski Sovyetler Birliği Başkanın Rus haber ajansı Ria Novosti’ye verdiği demeçte; “Dünya çok tehlikeli bir şekilde tehlikeli bölgeye sürükleniyor” ifadesini kullandı.

 

Rusya medyası da batıya karşı büyük bir kampanya yürütüyor, bu bağlamda Rus askeri yetkililer Avrupa’yı tehdit içeren açıklamalar yapı. Rusya Savunma Bakanlığı sözcüsü General Igor Konaşenkov, Beyaz Saray, Pentagon ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nı, Suriye konusunda uyardı. Rus haber ajansı Ria Novosti ajansı müdürü Dimitri Kissoff ise yaptığı açıklamada, “ABD uçaklarını düşürürüz” tehdidinde bulundu. Kissoff, ABD Esed’e ve Rus güçlerine karşı güç kullanmak istiyor, ancak ülkesinin bu gibi provokasyonlarından korkmadığını dile getirdi. Kelingard’daki bulunan füze sisteminin nükleer başlıklar takılabileceğini konusunda uyardı. Rusya Savunma Bakanlığı da hazırlıklar yaparak, elindeki tek uçak gemisi olan RFS Amiral Kuznetsov’u doğu Akdeniz’e gönderdi. Öte yanda Rus Duma Meclisi de, Rus kuvvetlerinin Suriye’de sürekli bir şekilde kalmasına içeren kararı onayladı.

 

Rusya Devlet Başkanı Putin’in Suriye konusunda ve batılı ülkelere karşı izlediği yanlış politika nedeniyle Rusya çok kötü günler geçiriyor. Putin’in bu yanlış politikası NATO’nun yayılmasından kaynaklanıyor. Rusya’nın Suriye müdahalesi ve Ukrayna çıkmazı, ABD ve Avrupa’yla arasının açılmasına neden olmuştur. Bu bağlamda, birçok Rus aydın Rusya Başkanı Putin’den Suriye politikasını yeniden gözden geçirmesini istedi.

 

Burada sorulması gereken sorular: Rusya bütün bu sorunlarla başa çıkmaya hazır mı? yoksa yavaş yavaş geri adım mı atacak? Rusya, ABD ile askeri bir savaşa girmekten korkuyor mu? Lozan’da yapılan toplantıdan bir önce Rusya Başkanı, “Mevcut ABD yönetimiyle diyalog yapmamız çok zor” açıklamasında bulunmuştu. Bu açıklamadan yola çıkarak Rusya’nın anlaşma yapmak için seçilecek yeni ABD yönetimini beklediğini görülmektedir.

 

Rusya’nın ABD’yle doğrudan karşı karşıya gelmeden kaçınması çok doğal bir şey, çünkü böyle bir savaş olursa iki tarafı da çok zor durumda kalacak. Rusya, ABD ile iyi geçinmek zorunda, çünkü Suriye’deki askeri varlığının meşruiyetini ABD sağlıyor. Amerika Başkanı Obama, kimyasal silahlar kullanması nedeniyle Suriye rejimini vurmayla tehdit etmişti. Ancak Rusya Amerika’yla anlaşma yaparak askeri müdahale yapmasını önlemişti.

 

4.      Bölgesel Rol Çağrısı

Avrupa’nın Rusya’ya karşı başlattığı kampanyanın yankısı sürerekken Rusya, geçtiğimiz 15 Ekim’de Lozan’da bir toplantı tertip etti. Bu toplantıya Avrupa ülkeleri davet edilmedi. Moskova Lozan toplantısını neden düzenledi? Rusya bu toplantıyı içine düştü izolasyondan kurtulmak için mi yaptı? yoksa bu toplantının amacı yaşanan gerginliği azaltmak mı?

 

Lozan’da yapılan toplantıya, ABD, Türkiye, Sudi Arabistan ve İran davet edildi. İran, Irak’ın katılmasını şart koşarken daha sonra Ürdün, Mısır, Katar ve Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura da toplantıya dahil edildi.

 

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye’deki savaşı konuşmak ve yeni bir anlaşmaya varmak için Lozan’da yapılacak toplantı için yeni yeni bir teklif hazırlamadıklarını söyledi. Toplantı için yeni bir teklif hazırlamadıklarını söyleyen Lavrov, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı ile Rusya-ABD anlaşmasının uygulanması için birtakım adımlar önereceklerini söyledi. Bu bağlamda, Beyaz Saray sözcüsü yaptığı açıklamada, Suriye’de savaşın bitmesi için Amerika’nın bütün taraflarla görüşmeleri sürdürdüğünü belirtti.

 

Lozan toplantısından bir gün sonra, Londra’da da Suriye üzerine bir toplantı gerçekleşti. Toplantıda en dikkat çeken açıklamaysa Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’ndan geldi. Çavuşoğlu, Lozan’daki Suriye görüşmeleri sonrası yaptığı açıklamada, El Nusra Cephesi’nin (yeni adıyla Fetih el Şam Cephesi) Halep’ten derhal ayrılması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin bu açıklaması ve Sudi Arabistan’ın sessizliği Suriye devrimine ve özellikle Halep’e nasıl yansıyacak?

 

Rusya, Halep’te, 20 Ekim’de sekiz saatliğine hava saldırılarına ara vereceği ve sivillerin şehirden ayrılması için altı koridor açacağını bildirildi. Ardından da BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura Birleşmiş Milletlere El Nusra’nın Halep’ten çıkma önerisi sundu. Ardından bir toplantı da Almanya’nın Başkenti Berlin’de yapıldı. Almanya, Rusya ve Fransa’nın katıldığı toplantıda Suriye savaşı ve kuşatma altındaki Halep şehri konuşuldu.

Yaşanan diplomatik gelişmelerin neleri gebe olduğu belirsiz, bölgesel ve uluslararası baskılar sonucu, Rusya’nın Halep bombardımanı durdu. ABD’nin Irak’ta başlatılan Musul operasyonuna odaklanmış durumda, bu yüzden yeni bir cephe açmak istemiyor. Bölgesel ve uluslararası anlaşmalar ne olursa olsun, hepsinin Suriye devrimi üzerinden hesaplar yaptığı çok açıktır.

 

5.      Aciz Durumun Üstesinden gelmek için Uluslararası Toplumu Elinde Bulunan Seçenekler

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Suriye konusunda aciz olması ve orada yaşanan dramı sonlandıramaması Birleşmiş Milletler ’in düşmüş olduğu aciz durumun bir kanıtıdır. Birleşmiş Milletler veto hakkı olan ülkeler tarafından yönetiliyor. Amerika’nın Suriye’de insanlık suçu işleyen Rusya’ya sesini çıkarmayarak uluslararası toplumu kötüye kullandı.

 

Uluslararası ilişiklilerin en önemli otoritelerinden birisi de sorunların diplomatik yollardan çözülmesini sağlamaktır. Ancak diplomasinin yanında diğer baskı seçeneklerinin de kullanılması gerekmektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bir sorunu çözmekte aciz olduğu zaman başka bir yola baş vurmaktadır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu “Barış için Birlik” adı altında bir toplantı düzenlenir. BM üyelerinin çoğulunun onaylaması durumunda bağlayıcı kararlar alırlar. Bu seçenek BM tarihinde sadece bir kez uygulanmıştır. Kore krizi esnasında Sovyetler Birliği veto kullanarak BMGK’inin karar almasını önlemiştir. Bu durum karşısında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplanarak Güney Kore ile bir koalisyon kurmuştur. Sovyetler ise Çin’i de yanına alarak Kuzey Kore’nin safında durmuştur.

 

Birleşmiş Milletlerin böyle bir seçeneğe başvurması muhtemel bir durum, ancak başvurulması durumunda hangi ülke Rusya’yla karşı karşıya gelmek isteyecektir? Eğer ABD böyle bir koalisyon oluşturmasa diğer ülkeler yapması mümkün değildir. Eğer bu soruna çözüm bulunmasa, Birleşmiş Milletler ‘in yerle bir olacaktır.

 

Suriye şehirlerindeki kuşatmanın kaldırılması, insani yardımların ulaştırılması ve sivillerin hedef alınmasına son vermesiyle ilgili BMGK’inin 2164(2015) ve 2254(2016) sayılı maddelerin uygulanması için Sudi Arabistan ve Katrak tarafından bir önerge düzenlendi. Sunulan bu önerge şimdiye kadar yüz ülke tarafından desteklendi. Ayrıca Kanada ve Suriye muhalefeti Müzakere Yüksek Kurulu da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Başkanından Suriye’yle ilgili bir toplantı düzenlenmesi talebinde bulundu.

 

Fransa Dışişleri Bakanı Rusya’nın veto kullanmasından sonra, tartışılacak bir açıklama yaptı. Jean-Marc, veto hakkının gözden geçirilmesi ve sınırlama gerektiğini belirtti. Bu açıklamanın BMGK daimî ülkesinden geldiği için çok büyük önem arz etmektedir.

Dikkat alınması gereken bir diğer seçenekse, daha önce 2003 yılında Irak savaşı esnasında uygulanmış olan bir seçenek. Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi’nde veto kullanması sonucu değer daimî ülkeler Güvenlik Konseyi dışında kararlar almışlardı. Böylelikle Rusya’nın BMGK’ne verdiği zarar da biraz olsun telafi edilmiş olur. Ancak bu seçeneği ABD ve diğer müttefikleri Fransa ve İngiltere dışında başka ülkeler gerçekleştiremez.

 

 

6.      Suriye Muhalefetinin Seçenekleri

Suriye muhalefeti hem siyasi hem de askeri yönden özgürlük devriminin başından bu yana en zor dönemini geçiriyor. Çünkü bölgesel ülkeler Suriye muhalefetini devrime hizmet etmeyen bazı hesapların için girmeye zorladı. Bu da Suriye muhalefetinin zor olan durumunu daha da zorlaşmasına neden oldu.

 

Ancak Suriye siyasi muhalefeti sancılı günler yaşıyor, bu nedenle atılacak her adımın dikkatle atılması ve uluslararası topluma Suriye’de yaşanan dramı anlatmaya devam etmesi gerekmektedir. Suriye’de yaşanan bu gelişmeler belirli bir süre sonra bitebilir, bu yüzden Suriye’de savaşan bütün askeri gurupların birleşerek Rusya’nın Suriye’de “terörle mücadele” iddiasına bir son vermelidirler.