İÇİNDEKİLER

Giriş

1… Militaristleşme ve Barışçıl Hakkında

2… Toplumun Militarizasyonu Beslemesi

3… Özgür Suriye Ordusu’nun Kurulması

4… Bölgesel Ülkelerin Rolü

5… Amerika’nın Askerleştirmedeki Rolü

6… Sonuç

 

Giriş

Suriye devriminin başlamasında birkaç ay sonra askerleşmeye gitmesi, birçok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Uluslararası güçler ve bölgesel ülkeler, Suriye devriminin barışçıl çizgisinden uzaklaşarak militarize büyük bir rol oynamıştır. Bazı ülkeler stratejik projelerini gerçekleştirebilmek için devrimin militarize olmasını desteklemiştir. Uluslararası ve bölgesel ülkelerin müdahale etmesi, Suriye rejiminin bu ülkelerle olan irtibatını ve kirli oyunlarını ortaya çıkmasına yol açtı.

 

Bu bağlamda, sorulması gereken birçok soru bulunmakta; barışçıl Suriye devrimi, Esed rejiminin vahşeti karşısında devam etme şansı var mıydı? Derayye bölgesinde aktivist Giyas El-Matar’ın ve Hama’da “Asi” Meydanındaki göstericilerine attıkları güllere Esed rejiminin Şabbihaları hoşgörüyle mi karşılardı? Yoksa göstericilerin hedefi devrimin askerleşmesi miydi? Askerleşme Suriye devrimine zarar mı verdi? Bu zararlar nedir? Devrimin askerleşmesi, Suriyelilerin medeni ve barışçıl hedeflerinin sonsuza kadar kaybolmasın mı neden oldu?

 

Bu soruları tarafsız bir şekilde cevap bulmak için Suriye devriminin başlarına dönmemiz lazım. 18 Mart 2011 yaşanan, Suriye halkının özgürlük, onu ve adalet için diktatör rejim karşı ayaklanmasıdır. Bu gösteriler ne parti nede başka bir kuruluş tarafından reform için örgenize edilmiş bir gösteri değildir. “Baas” Partisinin 1963 yılında iktidarı ele geçirmesiyle birlikte Suriye halkına karşı bilinen bütün şiddet yollarına başvurmuştur. Suriye devriminin üçüncü haftasında göstericiler karşı şiddet kullandı ve onları taşeronluk yapmakla suçlamıştır.

 

1.      Militaristleşme ve Barışçıl Hakkında

Tarihte olan devrimlere bakıldığında, Suriye devriminin öğreneğine rastlamamız mümkün değildir. Diğer bir değişle, tarihte bu denli şiddet kullanılan bir devrim örneği görülmemiştir. Örneğin 1956’da Macaristan’da, 1968 Çekoslovakya’da, 1972 Polonya’da, 2009 İran’da yapılan devrimlerin hepsi de şiddet kullanılarak bastırılmıştır. Ama doğu Avrupa’nın Romanya, Ukrayna ve Gürcistan ülkelerindeki devrimlerde ise tek kurşun bile sıkılmamıştır. Ayrıca 2005 yılında Lübnan ve 2011 yılındaki Mısır devrimleri de aynı şekilde sonuçlanmıştır.  Tunus ve Yemen devrimlerinde şiddet kullanılmıştır. Ama en büyük şiddet Suriye ve Libya devrimlerinde yaşanmıştır.

 

Soğuk Savaş’ı fiilen bitiren, doğu Avrupa ve Orta Avrupa ülkelerini etkileyen devrim dalgası esnasında Sovyet tankları rejimleri korumak için hazırdır bekletiliyordu. Ancak Sovyetlerin zayıf döneminde birkaç ay içinde, Sovyet tarzı komünist rejimler iktidardan düşürülmüştür. Politik başkaldırılar ilk olarak Polonya’da başlamış, barışçıl denebilecek Doğu Almanya, Çekoslovakya, Macaristan ve Bulgaristan devrimleriyle devam etmiştir. Romanya, kanlı bir şekilde liderini indiren ve idam eden tek ülkedir. Lübnan’da başlayan devrimse Başbakan Refik El-Hariri’nin ölmesi üzerine ülke uçuruma sürüklenmiştir. 2011 yılındaki Mısır devrimi sırasında alışık olunmadık bir durum yandı, Mısır ordusu göstericilerin yanında durdu ve meydanlarda onları korudu.  Ancak aynı ordu 2014 yılında göstericilere karşı şiddet kullandı.

 

Sözün özü; her devrimin tarihi bir çizgisi vardır, onun için bütün devrimleri tek bir kalıba koymak imkansızdır. Zaman değiştikçe devrim yöntemlerimde değişmektedir.

 

2.      Toplumun Militarizasyonu Beslemesi

Suriye halkı hiçbir zaman şiddeti benimsemedi ve şiddeti destekleyenlerden olmadı. Yirminci yüz yılın başından itibaren Esed rejimine karşı barışçıl aktiviteler yaptılar, reform yapılması için (99 ve 1000) adlı beyan çıkardılar. Ancak Esed rejimi tarafından tutuklandılar. O dönemin Cumhurbaşkanı yardımcısı Abdülhalim Haddem olayların kaosa gitmesini önledikleri doğrultusunda açıklamalarda bulunmuştur.

 

2011 yılının Mart ayında Suriye’de halk sokaklara döküldü. Suriye halk, Deraa’da rejim güçleri tarafından şehir edilen göstericiler ve okul duvarına özgürlük yazmadıkları için güvenlik güçleri tarafından işkenceye maruz kalan çocuklar için barışçıl dayanışma gösterileri düzenledi. Suriye’de Baas rejimine karşı gelişen halk hareketi, reform talepleri ve kitlesel yürüyüşlerle başlamış, iktidarın muhalefeti şiddetle bastırma yoluna gitmesiyle

Silahlı isyana dönüşmüştür.

 

Suriye rejimeyse şebbihalar araçlığıyla barışçıl gösterilere karşı şiddet kullandı ve göstericileri tutkaldı. Suriye rejimi devlet karşıtı gösterilere karşı dest gösterileri düzenledi. Ancak aradan bir ay geçmeden göstericilere karşı kurşun kullanarak onları caydırmaya çalıştı.

 

Suriye halkı barışçıl gösteriden askerleşme aşamasına geçti. Bu seçenek Suriyelilerin isteyerek seçtikleri bir yol değildi. Ancak rejim her gün onlarca katlediyor ve yüzlercesini de tutukluyordu bu durum karşısında çaresiz kalan halk rejime karşı silah kaldırmak zorunda kaldı.

Esed iktidarının reform taleplerini dikkate almaması, halk kitlelerinin muhalefetine şiddetle karşılık vermesi Suriye’deki sürecin niteliğini de değiştirmiştir. Esed yönetimine bağlı güvenlik güçlerinin (polis, ordu ve istihbarat) gösterilere şiddetle mukabelede bulunmasıyla muhalif unsurlar silahlı mücadeleye yönelmiştir. Bu durum karşısında Esed rejimi Suriye ordusunu şehirlere yerleştirerek gösterileri önlemeye çalıştı. Göstericileri vurmayı reddeden bazı subay ve askerlerse ordudan ayrıldı.

Gösterilerin başını çeken bazı Suriyeliler de Özgür Suriye ordusuna katılmıştır. Devrimin başlarında, Özgür Suriye Ordusu’nun kurluma sebebi barışçıl göstericileri korkmak olmuştur.

Ayrıca Suriye rejimi, barışçıl halk devrimini askerleşmeye sürüklemek, için Tedmur ve Saydneye hapishanelerdeki radikalist İslamcıları Suriye devriminin birinci, yılında serbest bırakmıştır. Rejimin bu adımı Suriye devriminin gidişatını değiştiren en önemli faktörlerden birisi olmuştur. Çünkü bu olay, Orduyu Suriye şehirlerine girdirmek için Esed rejiminin eline fırsat geçmiştir. Böylelikle Hizbullah, İran ve Irak milislerinin yardımıyla Suriye şehirlerini yıkıp yakmıştır.

Suriye rejimi, barışıl Suriye devrimini silahlaştırmak için elinden geleni yapmıştır. Bu çabaları sonucunda devrimi şiddet ve savaş sahasına çekmeyi başarmıştır. Ardından da Suriye halkı namuslarını ve canlarını koruyabilmek için rejim karşı silahlı direniş başlatmışlardır.

 

3.      Özgür Suriye Ordusu’nun Kurulması

Özgür Suriye Ordusu, halka silah doğrultma emrine karşı çıktıkları için Suriye ordusundan ayrılan ve daha ziyade düşük rütbeli muhalif askerlerin Suriye rejimine karşı silahlı mücadele yürütme amacıyla kurdukları rejim muhalifi bir silahlı gruptur. Önce “Özgür Generaller” adı altında askeri bir silahlı grup kurmuş arkasından da Özgür Suriye Ordusu kurulmuştur.

 

Özgür Suriye Ordusu’nun kuruluş aşamaları:

Birinci aşama: 2011 yılının Kasım ayında, sekiz generalden oluşan ve Riyad Esad’ın başkan olarak atandığı, “Geçici Askeri Meclis” kurulmuştur. Söz konusu meclisin amacı Esed rejimini düşürmek ve düştükten sonra muhtemel bir kaosa engel olmaktı.

İkinci aşama: 2012 yılının Şubat ayında ” Devrimci Yüksek Askeri Meclis” adı altında kurulan askeri oluşumla başlamış ve daha önce kurulan askeri guruplar arasında büyük anlaşmazlıklara yol açmıştır.

Üçüncü aşama: Şam, Humus, Hama, İdlip ve Deirezzor ilerideki muhaliflerin birleşerek ” Özgür Suriye Ordusu Müşterek Komutası” kurmasıyla başlamıştır.

Dördüncü aşama: 2012 yılının Eylül ayında Özgür Suriye Ordusu’nun daha kapsamlı olması amacıyla “Devrimci Askeri Konseyleri Ortak Komutanlığı” oluşturulmuştur.

Beşinci aşama: 2012 yılının Ekim ayında Suriye’de Esed rejimine karşı savaşan askeri meclislerin ve gurupların bir araya gelerek ortak kord,ne heyeti kurulmasıyla başlamıştır. Bu oluşuma 261 askeri temsilci seçilmiştir. Ardından da “Yüksek Askeri Komuta Konseyi” kurulmuştur.

Özgür Suriye Ordusu kurulurken çeşitli zorluklarla karşılaşmıştır. Bu sorunlardan birisi de sahada savaşan askerle komuta merkezinin arasında boşluklar oluşmasından kaynaklanmıştır. Çünkü bazı komuta merkezlerinin Ürdün ve Türkiye’de olması nedeniyle koordinasyon zafiyeti ortaya çıkmıştır. Buna ilaveten, bazı gurupların İslami selefi görüşlü olmaları diğer guruplarla aralarında anlaşmazlıkların çıkmasına neden olmuştur.

 

Ayrıca dış güçlerin Özgür Suriye Ordusu’na silah desteği konusunda yarışa girmeleri, muhalif güçlerin ikiye ayrılmasına neden olmuştur. Bazı dış güçlerin İslami görüş taşıyan muhalif guruplara daha fazla destek sunması, diğer grupların zayıflamasına yol açmıştır.

Bu nedenlerin dışında, Özgür Suriye Ordusu’nun karşılaştığı en büyük sorunlardan birisi de Esed ordusundan ayrılan binlerce rütbeli ve rütbesiz askerlerin sadece kendi bölgelerini korumak amaçlı savaşmalarıdır. Esed ordusundan ayrılan rütbeli generaller kendi bölgelerine giderek küçük guruplar oluşturmuştur. Esed ordusundan ayrılan bazı generallerin İslami görüş taşıyan guruplar onların deneyimlerinden yararlanacaklarına onları dışlamaları onların Türkiye ve Ürdün gibi komşu ülkeler iltica etmesine neden olmuştur.

 

4.      Bölgesel Ülkelerin Rolü

Özgür Suriye Ordusu’nun sınır kapılarını ele geçirmesinden sonra Türkiye ile Suriye muhalefeti arasındaki ilişkiler çok güçlenmiştir. Türkiye sınır kapıları Özgür Suriye Ordusu açısından çok büyük önem arz etmiştir. Çünkü  silah ve lojistik destek ÖSO’ya bu kapılardan sağlanmıştır.

Türkiye, Suriye’deki durumla ilgili çok net bir tavır takınmıştır. Dönemin Türkiye Başbakanı Türkiye’nin Özgür Suniye ordusuna lojistik destek sağladığını alıkça belirmiştir. Sudi Arabistan ve Katar da askeri destek sağlamıştır. Ayrıca bu ülkeler muhaliflerin birleşmesi için toplantı düzenlemelerine yardımcı olmuşlardır.

 

5.      Amerika’nın Askerleştirmedeki Rolü

Amerika, Suriye’de yaşanan savaşta en büyük rol oynayan ülkeler arasındadır. Amerika bu savaş üzerinden bir sürü hesap yapmıştır. Amerika Olayların başında Özgür Suriye Ordusu’na destek vermekten çok korkuyordu, onun için bu işi bölgesel ülkelerin yapmasını tercih etmiştir. Üstelik bu desteğin sınırlı kalması için Türkiye ve Ürdün’de koordine merkezleri kurmuştur. 2013 yılında Amerika Senatosu Özgür Suriye Ordusunu silahlandırma kararını onaylamıştır. Söz konusu karara göre, ” ABD Başkanı Barak Obama’nın Suriye muhaliflerine, insan hakları ve terörle mücadele çerçevesinde sınırlı bir şekilde silahlandırmasına hak tanınmıştır.  Ancak bu karara rağmen Amerika’nın Özgür Suriye ordusuna çok az yarım etmiştir. ABD, bazı ılımlı guruplara sınırlı sayıda silah ve lojistik destek vermiştir.

Siyasi açıdansa, ABD Suriye’de etkili bir rol oynamayı başaramamıştır. Amerika’ya bunun sebebi, Esed rejimine alternatif bulunmamasıdır. Buradan yola çıkarak, Suriye’de olayların bu noktaya ulaşmasından ABD, uluslararası toplum ve Arap sorumludur.

ABD, Suriye rejimi kimyasal silah kullandıktan sonra sadece Esed rejiminden kimyasal stoku almakla yetinmiştir. Amerika bu adımla Suriyelilerin canını hiçe saymıştır. Çünkü Amerika için önemli olan İsrail’in güvenliğedir. Bu yüzden Amerika Suriye konusuna İsrail çerçevesinden bakmıştır. ABD gibi büyük bir ülke Suriye meselesi gibi sorunlara daha geniş pencerelerden bakması gerekmektedir. Amerika Ortadoğu ve Suriye’de siyasi çıkarları yönünde hareket ediyor. Amerika Siyasetinin Suriye halkına ne kadar zarar verdiği umurunda bile olmamıştır.

 

6.      Sonuç

Suriye devriminin bulunduğu durma gelmesinde birçok neden vardır. Esed rejiminin şiddet kullanırken ve rejim uçaklarının şehirleri vururken barışçıl gösterilerin devam etmesi mümkün değildi. Askerleşme sürecinin Suriye devrimine zarar verdiği açıkça ortada, bu değişim Suriye’deki sorunun ömrünü uzamasına ve iki olayın yaşanmasına neden olmuştur:

Birincisi: Barışçıl gösterilerin bitmesi ve askeri sürecin başlaması, Suriye toplumunun iki bölünmesine neden olmuştur. Ayrıca Suriye rejiminin Irak, Lübnan ve İran’dan Şii milisleri getirmesi için eline fırsat vermiştir. Ardında bazı tarafların Suriye’deki olayları iç savaş olarak görmesini sağlamıştır. Ancak Suriye’de yaşananlar hiçbir gün iç savaş olmamıştır.

 

İkincisi ise, Bazı İslami görüşlü askeri gurupların oluşması, Suriye devriminin uluslararası toplumda negatif etki yarattı. Bu da Esed rejiminin işine yaradı. İslami görüş taşıyan Suriyeli muhalif guruplar birleşmek te büyük sorunlar yaşadılar. DEAŞ ve El-Nusra örgütleriyse, radikalist fikirleriyle Suriye devrimine büyük zarar verdiler. Özelikle de DEAŞ Suriyeli muhalif guruplarla savaşarak Suriye’de geniş bir bölgeyi kontrol altına aldı. Bu bölgeler de Suriye halkına karşı terör estirdi.

 

Her şeye rağmen Suriye halkı, barışçıl aktivitesinden vazgeçmedi. Buldukları ilk fırsatta sokaklara dökülerek Suriye devriminin devam ettiğini dünyaya kanıtlamışlardır. Suriye halkı bu çıktığı yoldan ve özgürlük talebinden asla vazgeçmeyecektir.