İÇİNDEKİLER

1. Giriş

2. Rekor Sayıda Çözüm Girişimleri

3. Başlangıçta Arap Birliği Girişimleri

4. Uluslararası Çözüm Girişimlerine Dönüşmesi

5. Uluslararası Toplumun Kurusıkı Kararları

6. Cenevre Görüşmelerini İptal etme Girişimleri

7. Viyana ve Zaman Çizelgesi

8. Kapsamlı Bir Başarısızlık

9. Karmaşık Çözümler

 

1.      Giriş

Suriye devriminin başlamasında birkaç ay sonra, Suriye rejimininim barışçıl göstericilere karşı şiddet kullanması, acımasız bir şekilde göstericileri katletmesi ve Suriye’de yaşananların uluslararası toplumda endişeye yol açması sonucu; Suriye’deki şiddetin durması ve olayların uçuruma sürüklenmemesi için birçok çözüm girişimi hazırlanmıştır.

 

2.      Rekor Sayıda Çözüm Girişimleri

Suriye’deki savaşın durması için bugüne kadar on çözüm girişimi yapılmıştır. Ayrıca, on çözüm girişimi de Suriye’nin belirli bölgeleri ve şehirleri için yapılmıştır. Söz konusu çözüm girişimleri birbirinden değişik girişimlerden olmuştur. Bazı çözüm girişimleri Suriye halkının lehine olurken bazılar da aleyhine olmuştur. Ancak bu girişimlerin tek ortak noktası, hiçbirinin de Suriye’de yaşanan insanlık dramının önüne geçememesi olmuştur.

 

Suriye sorunun çözmek için yapılan uluslararası, bölgesel ve Arap Birliği çözüm girişimleri son yüz yıllıda görülmemiş rekor sayıda girişimlerdir. Söz konusu çözüm girişimleri Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, İslam İş birliği Teşkilatı ve Arap Birliği tarafından hazırlanmıştır. Ayrıca, Rusya, Fransa, İngiltere, Almanya ve Çin gibi uluslararası, Türkiye, İran, Sudi Arabistan, Katar ve Mısır gibi bölgesel ülkeler de çözüm planlarının içerisinde yer almışlardır.

 

Uluslararası ve bölgesel ülkelerin anlaşmazlıkları nedeniyle, girişilen bütün çözüm planları başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Söz konusu bu ülkelerin çoğu, stratejik çıkarlarını gerçekleştirebilmek için Suriye’deki savaşı suiistimal etmişlerdir. Hazırlanan çözüm girişimleri, bazı ülkelerin çıkarına hizmet etmediği için baltalanmıştır. Her ülke kendi çıkarına hizmet eden çözüm istemiştir. Bunlara ilaveten, Suriye rejiminin inadı ve Beşşar Esed’i iktidar da tutmak istemesi Suriye sorunun çözülmesini daha da zorlaştırmıştır. Sözünü ettiğimiz girişimler uluslararası ve bölgesel güçlerin anlaşmazlıkları nedeniyle Suriye sorununu çözmeye yetmemiştir.

 

3.      Başlangıçta Arap Birliği Girişimleri

2011 yılının Kasım ayında, yani Suriye devriminin başlamasından sekiz ay sonra, Suriye rejimi on binden fazla Suriyeliyi katletmişti. Bunun üzerine, Arap Birliği ülkeleri harekete geçerek Suriye’deki şiddetin durması için 13 madde içeren bir reform planı hazırlamıştır. Söz konusu plan, rejim ordusunun şehirlerden çekilmesini, ayaklanma sırasında tutuklanan bütün Suriyelilerin serbest kalmasını ve bütün ülkeyi kapsayacak bir reform yapılmasını içermiştir. Plana göre, ordunun şehirlerden çekilmesinden sonra, Arap Birliği gözetimi altında yeni bir demokratik sürece geçilecek, yeni bir ulusal hükümet kurulacak ve daha sonra da ülkeye yeni cumhurbaşkanı seçilecekti.

 

Suriye rejimi Arap ülkelerinin sunduğu reform planını kabul etmemekle yetinmeyip söz konusu planla alay etmiştir. Ayrıca, Suriye’de bulunan Arap Birliği gözlemcilerinin aktivitelerle buluşmasını önlemiştir. Suriye halkı rejimin çözüm planları kabul etmeyeceğinin farkındaydı; çünkü yarım asırdır kenetlenen ve ülkeyi kanla yöneten zalim rejimin kolaylıkla teslim olmayacağını biliyorlardı.

 

Ancak rejimin bütün yaptıklarına rağmen bazı Arap ülkeleri şansını tekrar denemek istiyordu, çünkü Suriye rejimi Arap ve özellikle Körfez ülkelerine tehdit oluşturan İran’la ittifak kurmuştu. Arap ülkelerinin çözüm bulmaması durumunda sonuçların vahim olacağını biliyorlardı.

 

2012 yılının Ocak ayında, Arap Birliği ülkeleri yeni bir çözüm planı hazırlamıştır. Planda, yeni bir Suriye ulusal hükümetin kurulması amacıyla, Suriye rejiminden muhaliflerle siyasi diyalog yapmasını, ardından da cumhurbaşkanlığı seçimi yapmasını içermiştir. Ayrıca planda, Suriye muhalefetiyle görüşmeleri o dönem Beşşar Esed’in yardımcılığını yapan Faruk el-Şara’nın yapması içermiştir. Ancak Suriye rejimi daha önceki gibi bunu da kabul etmemiş ve Arap ülkelerini Suriye’nin iç işlerine karışmakla suçlamıştır. Bu çözüm planı sonrası, Faruk el-Şara, rejim tarafından siyaset sahnesinden uzaklaştırılarak kayıplara karışmıştır.

 

4.      Uluslararası Çözüm Girişimlerine Dönüşmesi

Suriye rejiminin Arap Birliği tarafından sunulan çözüm planlarına kapılarını kapaması, İran’ın açık bir şekilde Suriye rejiminin yanında durması ve bölgesel ülkelerin Suriye sorunu çözmekte yetersiz kalması, uluslararası toplumun Suriye sorununa müdahale etmesine yol açmıştır.

 

2012 yılının Mart ayında, Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi olarak atanan Kofi Annan’ın Suriye sorunuyla ilgili hazırladığı çözüm planını kabul etmiştir. Birleşmiş Milletle, Suriye rejiminden söz konusu planın bütün maddelerini uygulamasını istemiştir.

 

Söz konusu plan, yaşanan tüm şiddetin ve insan hakları ihlallerinin derhal durdurulması, insanî yardımın sağlanması ve demokratik, çoğulcu ve eşitlikçi bir siyasi sistemin oluşturulması için Suriyeliler tarafından yürütülecek olan siyasî geçiş sürecinin kolaylaştırılması gibi konuları içermiştir.

 

O esnada Rusya, Suriye rejimine politik desteğin yanında askeri destek de vermeye başlamıştır. Ortadoğu’ya müdahale etmek ve Akdeniz’e ulaşmak Rusya eline geçen bu fırsatı değerlendirmiştir. Ayrıca Rusya, Libya konusunda, ABD ve Avrupa Birliği tarafından göz ardı edilmesi, Suriye rejimini destekleme nedenlerinden birisidir.

 

Rusya’nın, Suriye rejimine verdiği sınırsız destek, rejimin rahat bir nefes aldırmış ve sunulan bütün siyasi çözümleri reddetmesine yol olmuştur. Suriye rejimi, çözüm planlarını reddetmesi durumunda iktidarda kalacağını ve Suriye’yi tekrar ele geçireceğini düşünüyordu. Suriye rejimi, Birleşmiş Milletleri gözlemcilerinin, Suriye’deki çalışmalarını aksatarak savaşın ömrünü uzatmıştır. Ardından da Kofi Annan görevinden istifa etmiştir.

 

Suriye rejiminin, muhalif guruplar tarafından arka arkaya aldığı darbeler  ve Suriye toraklarının üçte birini kaybetmesinin ardından, Birleşmiş Milletler daimi temsilcileri,  2012 yılının Haziran ayında Cenevre’de bir araya gelmişlerdir. Toplantının ardından bir bildiri yayınlanmıştır. Bildiride; geçiş hükümetinin kurulması, mevcut yönetimin, muhaliflerin ve diğer grupların üyelerini içerebileceği, ortak rıza temelinde oluşturulabileceği belirtilirmiştir. Ayrıca ülkenin geleceğine, Suriye halkının karar vereceği, Suriye’de toplumun tüm kesimlerinin, ulusal diyalog sürecine dâhil edilmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca, anayasal düzenin ve adalet sisteminin gözden geçirilebileceği, sonucun, halkın onayına sunulacağı, anayasal düzen kurulduğunda, özgür ve çok partili seçimler için hazırlanılması ve kadınların geçiş sürecinin tüm safhalarında tam anlamıyla temsil edilmeleri gerektiği vurgulandı.

 

Cenevre 1 görüşmelerinin en büyük sorunu, Esed’in konumu ve geleceğiyle ilgili bir zaman zarfının olmamasıdır. Belki de ABD ve Rusya bu konunun şeffaf olmamasını özellikle istemişlerdir.  Suriye rejimi siyasi gevşeklikten yararlanarak Cenevre görüşmelerinin başarısız olması için elinden geleni yapmıştır. Bu olaylar sonucun da El-Ahdar El-İbrahimi görevinden ayrılmıştır.

 

5.      Uluslararası Toplumun Kurusıkı Kararları

Suriye’de savaşın devam etmesi, ABD ve Rusya başta olmak üzere bazı uluslararası tarafların işine geliyordu; çünkü Suriye’nin savaş bataklığına dönüşmesi, ABD ve Rusya’nın umurunda bile değildi. 2014 yılının Nisan ayında, Birleşmiş Milletler (2042) numaralı karar alarak Suriye’deki ateşkesin gözlemlenmesi için uluslararası bir heyet göndermiştir. Söz konusu kararın asıl amacı sorunu çözmek değil, daha fazla vakit kazanmaktı. Heyetin Suriye’ye gitmesinden bir hafta sonra Birleşmiş Milletler, (2042) numaralı bir karar daha almıştır. Kararda, Suriyeli taraflardan uluslararası gözlemcilerin can güvenliğinin sağlanması ve gözlemcilerden 15 günde bir Suriye’yle ilgili rapor sunması istenmiştir.

 

O esnada, Suriye rejiminin askeri konulardaki kararlarını İran, siyasi kararlarını da Rusya veriyordu. DEAŞ ve El-Nusra gibi terör örgütleri güçlenerek öne çıkmaya başlamıştır. Rusya ve Suriye rejimi bunu fırsat bilerek Cenevre 1 görüşmelerinde alınan kararları değiştirmeye çalışmışlardır.

 

2014 yılının Şubat ayında, Suriye’de insani durumun çok vahim bir noktaya ulaşması sonucu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Suriye devriminin yıldönümünde, Suriye’yle ilgili (2139) sayılı bir karar almıştır. Söz konusu karar sadece insani yardım amaçlı olmuş ve sahada uygulanılmamıştır.

 

6.      Cenevre Görüşmelerini İptal etme Girişimleri

Rusya ve Esed rejimi, Cenevre 1 görüşmelerinde alınan kararları iptal etmek için ellerinden geleni yaptılar. Onlara göre söz konusu kararlar alındığında Suriye’de cihatçı guruplar yoktu; bu yüzden alınan kararların terörle mücadelesi kapsamında tekrar değerlendirilmesi gerektiğini iddia etmişlerdir. Ayrıca Rusya, Esed rejimiyle yardımlaşması için Suriye muhalefetine baskı yapmıştır.

 

2015 yılının ocak ayında, Rusya, Suriye muhalefetini daha fazla parçalamak için yeni adımlar atmıştır. Rusya, Suriye muhalefetine Moskova’da bir toplantı düzenlemesi için çağrıda bulunmuştur. Suriye muhalefeti, Rusya’nın bu talebini geri çevirmiştir. Suriye muhalefetine göre Rusya, Esed’in tarafında savaşan ve Suriye halkını katleden bir ülkedir. Suriye sorunun çözülmesinde rol oynaması imkânsız. Bazı muhalif oluşumlar, Esed rejimi heyeti ve sivil toplum örgütleri söz konusu toplantıya katılmıştır. Bu toplantıdan sonra on maddelik ‘‘Moskova Bildirisi’’ yayınlanmıştır. Maddelerin içeriği Rusya ve rejimin çıkarlarına hizmet edecek şekilde hazırlanmıştır. Rusya’nın Moskova’daki toplantıdan asıl amacı Cenevre 1 görüşmelerine gölge düşürmekti.

 

BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, Cenevre 1 görüşmelerini marjinalleştirmek için 2015 yılında, Esed rejiminin işine gelen bir bir çözüm planı sunmuştur. Planda, Suriye’deki savaşın durması, Suriye’nin yeniden imar edilmesi ve bütün Suriyelilerin katılacağı yeni bir siyasi sürecin başlaması yer almıştır. Çıkarlarına uyduğu için Rusya söz konusu planı kabul etmiştir. ABD ise, Cenevre 1’de olduğu gibi geçiş hükümeti kurulması maddesini söz konusu plana eklemiştir. Rusya’nın geri adım atması planın bir kez daha başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olmuştur.

 

7.      Viyana ve Zaman Çizelgesi

ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere, Almanya, Sudi Arabistan, Katar, Mısır, İran, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri, 2015 yılının Ekim ayında toplanarak Suriye’nin geleceğini ve terörle mücadele gibi konuları tartışmak için bir araya gelmiştir. Toplantıda, 2012 yılanda Cenevre 1 görüşmelerinde alınan kararlar doğrultusunda Suriye’de ulusal ve demokratik bir yönetim kurulması kararlaştırılmıştır.

 

Viyana’daki toplantının üzerinden bir ay geçtikten sonra yirmi ülke ve kuruluş temsilcisi yeniden bir araya gelmiştir. Toplantıda, Suriye’de siyasi sürecin başlatılması konusunda uzlaşıya varılmıştır.  Söz konusu toplantının en önemiyse, alt ay içeresinde geçiş hükümetinin kurulması ve sekiz ay içeresinde de seçimlerin yapılması için zaman çizelgesi konulması olmuştur.

 

Söz konusu zaman çizelgesinin sağlama alınması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bir araya gelmiştir. BMGK Viyana Toplantısı’nda alınan kararları onaylamış ve desteklemiştir. ABD, Viyana’da alınan kararlarla ilgili yaptığı açıklamada, Suriye’deki tarafların barış için bir araya geleme vaktinin geldiğini belirtmiştir.  Bütün alınan kararlara rağmen ne Suriye’deki savaş durmuş ne geçiş hükümeti kurulmuş ne de sekiz ay sonra seçim yapılmıştır.

 

8.      Kapsamlı Bir Başarısızlık

Sözünü ettiğimiz çözüm planlarının hiçbiri de Suriye sorununu çözmede etkili olmamışlardır. Hatta tam aksine, uluslararası ve bölgesel ülkeler arasında anlaşmazlıkların büyümesine yol açmıştır. Ayrıca Suriye’deki savaşın daha kötü noktalara varmasını sağlamıştır. Rusya ve İran’ın, Suriye rejimini desteklemeye devam etmesi, ABD’nin vakit kaybetmesi ve bazı ülkelerin Suriye savaşını başka ülkelerle yaşadığı sorunları çözmek için koz olarak kullanması, bütün çözüm planlarının başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olmuştur.

 

Çözüm planı soran ülkeler asıl konuyu görmezden gelerek kendi çıkarları yönünde hareket etmişlerdir. Çünkü çözüm planında yer alan ülkeler plan uygulanmadan önce başarısızlıkla sonuçlanacağını biliyorlardı. ABD ve Rusya ise vakit kazanmak için bu planları destekliyorlardı. Onlara göre, Suriye’deki savaş ne kadar uzarsa, kazançları da o kadar artacaktı.

 

Suriye öyle bir noktaya ulaşmıştır ki, bütün ülkeler Suriye topraklarında kozlarını oynar olmuştur. Suriye rejimeyse iktidarda kalmak için Suriye’yi yakmayı ve Suriye halkını katletmeyi göz almıştır. İktidar da kalmak için Suriye’nin siyasi kararını Rusya, İran ve İsrail’e satmıştır. Diğer yandan Rusya da bölgedeki çıkraları uğruna Suriye’yi yerle bir etmeye hazır durumda. Rusya Suriye savaşını Avrupa ile arasındaki sorunları çözmek için koz olarak kullanıyor. İran ise, Pers imparatorluğu emellerini gerçekleştirebilmek için Suriye’ye binlerce Şii milis göndermektedir. Suriye savaşından en çok istifade eden tarafsa İsrail’dir. Tabi bütün bunlar dolaylı bir şekilde ABD’nin işine yarıyor; Amerika tek bir kurşun sıkmadan bölgedeki hedeflerini gerçekleştirmektedir. Arap ülkeleri ise, İran’ın bölgedeki yayılımını önlemek için Suriye savaşını kullanıyorlar.

 

Uluslararası ve bölgesel güçlerin stratejik hedef ve çıkar savaşı, Suriye’deki olayların bugünkü noktaya gelmesine neden olmuştur.

 

Suriye ile ilgili hazırlanan bütün çözüm planlarında, Suriye’deki savaşın bölge istikrarına zarar vermesinden, terör örgütlerinin Suriye’ye sızmasından, iç savaş yaşanmasından ve siyasi çözümün tıkanmasından endişe duyulduğu belirtilmiştir. Ayrıca söz konusu çözüm planlarında, Suriye’deki sivillerin etnik azınlıkların korunması, insani yardımların ulaştırılması, Cenevre 1 görüşmeleri çerçevesinde siyasi geçiş sürecinin başlatılması, geniş katılımlı bir seçim yapılması ve Suriye halkının haklarının korunması gibi konularda yer almıştır.

 

9.      Karmaşık Çözümler

Suriye sorunuyla ilgili hazırlanan bütün çözüm planları Suriye halkı tarafından çok eleştirilmiş ve saçmalık olarak nitelendirilmiştir. Çünkü bu çözüm planlarını koyan ülkeler Suriye halkının asıl hedefini hiçe saymıştır. Suriye halkına göre bu çözümler Suriye rejimine karşı iyi niyetlilik gösterirken Suriye muhalefetinin marjinalleştirmiştir. Ayrıca Suriye halkını acımasızca katleden rejime karşı Birleşmiş Milletler yedinci maddesini yürürlüğe koymamış ve cellatla katili aynı seviyede tutarak durumun karmaşık bir hal almasına neden olmuştur.

 

Anlaşılan uluslararası toplum Suriye sorunun çözmek istemiyor, uluslararası, bölgesel ve Arap ülkelerinin anlaşmazlıkları durumun her geçen gün daha da kötüye gitmesine neden olmaktadır. ABD’nin vurdum duymaz tavrı, uluslararası ve bölgesel ülkelerin aciz durumu ve Suriye muhalefetinin zayıflığı, Suriye sorununa çözüm bulanmasını önlemiştir.

 

ABD, Rusya ve İran’ın mevcut konumlarına bakılırsa Suriye ile ilgili çözüm planlarının başarılı olması imkansızdır. Suriye’yle ilgili yeni çözüm planları üretmeden önce küresel terörün önüne geçilmesi ve Suriye kararlarının Rus ve İran etkisinden kurtarılması gerekmektedir. Eğer uluslararası, bölgesel ve Arap ülkeleri, Esed rejimine baskı yapmazsa, Suriye’deki durum daha da kötü sonuçlara açabilir.