İÇİNDEKİLER

Giriş

1. İlişkili Göstergeler

2. Analizler ve Yorumlar

3. Gerçeklerin Ortaya Çıkarması için Bir adım

4. Yeni Bir Dönem

5. Halep Sonrası

 


Giriş

Suriyeli muhaliflerin Halep’in doğusunda birkaç mahallede sıkışıp kalması, Suriye rejim güçleri ve onu destekleyen ithal Şii  milislerin Halep şehrinin büyük bölümünü ele geçirmesinin ardından, Halep sonrası Suriye devriminin kaderinin ne olacağıyla ilgili birçok olasılık ve analiz ortaya atılmıştır. Söz konusu olasılıklar; kişisel tahminlerden yola çıkılarak yapılan analizlerdir. Bu analizlerin bazıları Suriye devriminin bittiğini iddia ederken, diğerleri ise Suriye devriminde yeni bir dönemin başladığını vurgulamaktadır. Halep şehrinin askeri ve stratejik açıdan önemli olduğu gibi Suriye’de siyasi çözümün sağlanmasında da önemli bir rol oynayabilir.

 

1. İlişkili Göstergeler

Suriyeli Muhaliflerin Halep’ten geri çekilmesinin ardından Halep sonrası bölgesel ve uluslararası güçlerle ilgili üç gösterge ortaya çıkmıştır:

Birinci Gösterge: bir yandan Halep’teki savaşın durmasını, diğer yandanise Halep’teki Muhalifleri ortadan kaldırmak için Halep’i ağır bombardımana tutan Rusya’nın tutumuyla ilgilidir. Kasım ayının başlarında Kremlin’in, Halep kentini, Suriye’deki operasyonların dışında tutması ve Rus askeri yetkililerinin Suriyeli muhaliflerle ateşkesin sağlanması için Ankara’da toplantı yapması Rusya’nın tutumun açık bir göstergesidir.

İkinci Gösterge: iki aydır Suriye’de provokasyon politikası izleyen İran’la ilgilidir. İran yanlısı Lübnanlı Hizbullah örgütü 13 Kasım’da Suriye-Lübnan sınırı yakınındaki Suriye’nin Kuseyir şehrinde askeri geçit düzenlemişti. Söz konusu örgütün genel kurulu başkanı Haşim Safiyettin yaptığı açıklamada; Hizbullah’ın tam donanımlı düzenli ordu dönemine geçtiğini belirtmişti. Kasım Ayının 26’sında İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Hüseyin Bakiri, “Uzak bölgelerde üslere ihtiyacımız var. Suriye ve Yemen kıyılarında, adalarda ya da yüzen bir üsse sahip olabiliriz” demişti.  İran yanlısı Haşdi Şabi milisleri askeri sözcüsü Ahmet El-Esedi ise Musul operasyonu bittikten sonra Suriye’ye gireceklerini söylemişti.

Üçüncü Gösterge: Türkiye’nin, Suriye devrimiyle ilgili değişen konumu ve Halep’teki Suriyeli muhaliflere silah desteğini durdurmasıdır. Türkiye, bütün desteğini El Bab’ta DEAŞ’le savaşan Fırat Kalkanı’na çevirmiş durumda.

Bütün bunlara ilaveten, ABD’nin Aralık ayının 5’inde BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye’yle ilgili sunulan kararın Rusya vetosuyla karşılaşması karşısında aciz kalması ve Halep’te yaşanan insanlık dramı karşısında sesini çıkarmaması. Aynı ayın 9’unda Suriye’yle ilgili tasarı Rus vetosuyla karşılaşmış ve ABD’nin yine sesi çıkmamıştır. Ayrıca Cenevre barış görüşmeleri de ertelenmiştir. Roma ve Paris’te yapılan görüşmelerden de herhangi bir sonuç alınamamıştır. Trump’un başkan seçilmesinin ardından ABD yönetimi Suriye meselesini bir tarafa koyarak terörle mücadele konusuna odaklanmıştır.

 

2. Analizler ve Yorumlar

Batılı ülkeler Halep sonrası yaşanacak her türlü ihtimale hazırlık yapmaya başladı. Batılı yetkililer Halep sonrası Suriye meselesinin nasıl olacağıyla ilgili analiz ve varsaymalar ortaya atmaya başladılar.

Bazı Avrupa ülkeleri Halep’in askerî açıdan düşmesine önemsemediler. Bu ülkeler sadece olayın insani tarafına odaklandılar. Söz konusu yetkililer yeni Başkanı Donald Trump’un yönetimi teslime almadan önce Rusya’nın Halep’i ele geçirmek istediğini iddia etmişlerdi. Bu bağlamda, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry yaptığı bir açıklamada, Halep düşse bile Suriye’deki savaş ve şiddetin sona ermeyeceğini belirtmişti.

Öte yandan, Almanya Başbakanı Merkel, Halep’te insani koridor oluşturulamamasının utanç verici olduğunu söyledi. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de Suriye’nin Halep kentinin tamamen Beşar Esed yönetiminin eline geçmesinin savaşın bitmesi anlamına gelmeyeceğini vurguladı. İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Halep’te yaşananlar Esed ve Putin için bir zafer olmadığını, Suriye’de milyonlarca insanın, Esed liderliğinde bir hükümetle yeniden uzlaşmalarını düşünmenin imkânsız olduğunu ve direnişin devam edeceğini söyledi.

Arap dünyası açısındansa, Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz, Suriye savaşının bu noktaya ulaşmasından derin hüzün duyduğunu, uluslararası toplumun Suriye’de akan kanı durdurmak için bir an önce harekete geçmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye ise, Halep’teki yaşan gelişmelerle ilgili birçok açıklamada bulundu. Türk yetkililer ve Türkiye halkı Halep için seferber oldu. Doğu Halep’teki sivillerin ve silahlı Suriyeli muhaliflerin oradan güvenli bir şekilde çıkarılması için Rusya ile görüşmeler yaptı. Cumhurbaşkanı ise, milli seferberlik ilanını da oldukça yerinde bulduklarını kaydeden Okumuş, “İstanbul’da patlayan bombayla Halep’te patlayan bombanın arasında, Ankara’da patlayan bombayla Arakan’da patlayan bombanın arasında hiçbir fark yok. Mesele aynı, amaç aynı” dedi. Bu bağlamda, Bazı yardım vakıfları tarafından düzenlenen “Halep’e yol açın” kampanyası kapsamında Türkiye genelindeki aktivistler dikkatleri Halep’e çekmek için Reyhanlı’da toplandı.

 

3. Gerçeklerin Ortaya Çıkarması için Bir adım

Halep’teki savaş ve yaşanan son gelişimler bazı hakikatleri su yüzüne çıkarmıştır. Söz konusu savaş Suriye halkına ve uluslarasın toplumun gözleri önünde Rusya’nın şiddet yüzünü deşifre etmiştir. Bazı istatistiklere göre Rusya’nın 2015 yılındaki Suriye müdahalesinden bu Rus uçaklarının hava bombardımanı sonucu 10.000 bin kişi hayatını kaybetmiştir. Bunlar %25 DEAŞ, %30 Suriyeli Muhalifler ve %45 de çoğunluğunu kadınlar ve çocukların oluşturduğu sivillerdir (Suriye İnsan Hakları Gözlemcileri). Bu rakamlardan da anlaşıldığı üzere, Rusya, muhaliflerin kontrolü altındaki bölgelerde yaşayan sivilleri kasıtlı olarak katletmiştir. Ayrıca söz konusu bölgelerde bulunan hastane, okul, çarşı ve insani yardım konvoyların Rusya tarafından hedef alınması Rusya’nın en az Suriye rejimi kadar suçlu olduğunun açık bir ispatıdır.

Ayrıca Halep’te yaşananlar İran’ın ne denli Suriye’yi işgal ettiğini de ortaya çıkarmıştır. İran, Tahran’dan Akdeniz’e koridor projesini gerçekleştirebilmek için Halep’e ve Suriye’nin geneline on binlerce Şii milis ithale etmiştir.

Halep’in düşmesi Suriyeli muhaliflerin zayıflığını ve savaşı şehirlere ve sivillerin sık yaşadığı yerleşim alanlarına taşımasının ne denli bir hata olduğu ortaya çıkmıştır. Muhaliflerin bu hataları sivillerin rejim ve destekçileri tarafından doğrudan hedef alınmasına ve yerlerinde yurtlarından göç ettirilmelerine yol açmıştır.

Diğer yandan Halep’teki gelişmeler Suriye muhaliflerin ne denli bölündüğünü ve gerçek halk direnişinden uzaklaşarak aşırıcı guruplara bel bağladıklarını, çıkarcılık peşinde koştuklarını ve düştükleri durmadan çıkmak yerine hata yapmayı seçtiklerini göstermektedir.

Ayrıca Esed güçleri ve destekçilerinin Halep’i ele geçirmesi, Suriye rejiminin Halep’te vazgeçmeyeceği anlamına gelmektedir. Suriye rejimiyle siyasi barış görüşmeleri, rejim ve destekçilerinin zaman kazanması amacıyla söylenmiş bir yalandan ibarettir.

Son olarak, Halep’teki gelişmeler gösterdik; Suriye’de siyasi çözüm ihtimali çok az, o yüzden devrim ruhunun yeniden doğması, ve uluslararası destekli yeni stratejiler üretilmesi gerekmektedir. Suriye muhalefeti uluslararası ve bölgesel vaatler inanmamalı ve kendi arasında birleşme sağlamalıdır. Ayrıca rejim ordusundan ayrılan rütbeli generallerin tecrübelerinden yararlanılmalıdır.

 

4. Yeni Bir Dönem

Halep’in düşmesi, Suriye’deki halk direnişinin biteceği anlamına gelmez. Halep’in düşmesiyle Suriye devriminde yeni bir dönem başlamıştır. Bu hassas dönemde Suriyeli muhaliflerin Halep’in kaybedilmesine karşın alternatif bir planları var mı?  Yoksa eskiden olduğu gibi devrime çıkarcılık ve din üzerinden mi devam edecekler? Ya da Halep’in düşmesinden sonra rejimi destekleye Rusya ve İran’ın ne denli tehlikeli olduğunun farkına vararak Suriyeli muhalifler tek çatı altında birleşecek mi? Suriyeli muhalifler Rusya, İran ve rejim güçlerine karşı sokak ve gerilla savaşı mı yaparak Rusya’nın Suriye’deki askeri alanlarını hedef alacak mı?

Yeni dönem ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’un başkanlık koltuğuna oturmasıyla yeniden şekillenecek. Eski Başkan Obama’nın politikasıyla Trump’un politikaları arasında ne farklılıklar f olacak? ABD’nin milli güvenliğine tehdit oluşturan en büyük tehdit Suriye rejimidir. Ayrıca ABD Senato’sunun Suriyeli muhaliflere ağır silah ve uçak savar verme engelini kaldırması ABD’nin Suriye’yle ilgili tutumunun değiştiğine mi işaret ediyor?

Ayrıca önümüzdeki günler Rusya’nın İran’la ilgili tutumunu da ortaya çıkaracaktır. Rusya, Hizbullah ve Devrim Muhafızlarının da aralarında bulunan ve 66 Şii milis guruba sahip olan İran kanserinin Suriye topraklarında yayılmasını önleyebilecek mi? Rusya, Türkiye ile kuvvetli bir iş birliği kurarak İran’dan vaz mı geçecek, yoksa 16 yıl önce Grozni’de yaptığı gibi Suriye’yi de yakıp-yıkıp bombalama politikasına devam mı edecek?

Suriye’de gerçekleştirdikleri son başarı Rusları çok endişelendiriyor. Çünkü Rusya Suriye’deki karmaşık durumu tek başına kontrol edemeyeceğinin farkında. Aşırıcı ve Kürt militanlar, bölgesel ve uluslararası güçler karmaşık Suriye savaşının diğer faktörleridir. Rusların korktukları bir diğer noktaysa Suriye şehirlerinin enkaz dönüşmesi ve Suriye halkının yardımlara mahkûm yaşamasıdır. Çünkü böyle bir durumda Rusya’nın Suriye’de hastaneler, su tesissileri ve elektrik santralları yapması gerekecektir. Rusya’nın, Suriye’yi tek başına imar etmesi imkansızdır.

Rusya ve İran’ın görünürde Suriye konusunda anlaşıyor görünmelerine rağmen, gerçekte aralarında stratejik bir anlaşma bulunmamaktadır. Ayrıca iki ülkenin Suriye’deki hedefleri çok farklıdır. Halep’in düşmesiyle birlikte Rusya ve İran arasındaki anlaşmazlıklar da ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu durum karşısında Suriye rejiminin bir şey yapması imkansızdır. Çünkü Rusya ve İran, Suriye rejiminin düşmesini önlemişlerdir.

 

5. Halep Sonrası

Halep’in düşmesinin ardından Halep ile ilgili birçok senaryo çizilmeye başlandı. Rusya’nın ağır bombardımanı ve İran yanlısı Şii milislerin Halep’teki katliamları sonucu şehir düşmüştür. Söz konusu senaryolarda Suriye rejiminin bir rolünün olmayacağı kesin.

Halep’in düşmesi Rusya ve İran’ın amaçladığı gibi Beşşar Esed’in yeniden Suriye’yi yönetmesine zemin olmayacaktır. Halep’in düşmesiyle Suriye devrim de bitmeyecektir. Çünkü Suriye halkı ödediği büyük bedellerden sonra direnişine devam edecektir. Rusya, İran ve Suriye rejimi Halep’te ki bire kaç mahalleyi ele geçirmesi çok uzun zaman aldı. Suriye’deki diğer bölgeleri ele geçirmesi onlarca yıl alacaktır. Rusya ve İran diğer bölgeleri de ele geçirmek için uzun yıllar savaşmaya hazırlar mı? Suriye’de ki can ve ekonomik kayıplara hazırlar mı?

Beşer Esed, kana buladığı, yakıp-yıktığı ve binlerce milisi Suriye halkını katletmek için çağırdığı bir ülkeye nasıl yeniden hükmedecek?

Dünyadaki bütün devrimlerin yanlışları olmuştur. Bazı devrimler direniş yöntemlerini değiştirmesi sonucunda büyük bedeler ödemek zorunda kalmıştır. Suriye rejimi ve destekçilerinin Suriye’nin kontrolünü ele geçirmeleri durumunda, Suriye 2011 yılandan önce olduğu gibi mafya yönetimine geri dönecektir. Bu durum Suriye’deki siyasi çözüm kanalarının tıkanmasına ve on milyon mültecinin Suriye’ye geri dönmesi mümkün olmayacaktır.

Suriye devrimi, halkına zulüm eden, etnik, mezhepçi ve diktatör bir rejime karşı başlamıştır. Söz konusu rejim, ülkenin ekonomisini, yargısını, medyasını ve ordusunu ele geçirmiştir. Ayrıca ülkenin kültürel değerlerini, eğitim sistemini ve sosyal ilişkilerini de yok etmiştir. Ülkedeki İslami görüş taşıyan bütün kesimleri terör bahanesiyle dışlayarak onları suiistimal etmiştir.  Suriye rejimi devrim sonrası da aynı kanlı çizgisinde yürümeye devam etmiştir. Bu rejim 2.8 milyon Suriyelinin engeli olmasına, Suriye nüfusunu yarısından fazlasının mülteci durumuna düşmesine ve Suriye’nin alt yapısının yıkılmasına sebebiyet vermiştir. Buradan yola çıkarak Suriye halkının bütün bu bedellerden sonra direnişe devam etmemesi imkansızdır.

Suriye halkının direnişiyle Suriye yeniden doğacak, Beşşar Esed ise Suriye’nin geleceğinden değil mazisinden bir parça olarak kalacaktır.